ASLI GÜNEŞ
David Harvey, ‘Umut Mekânları’nda kültürel analizin ekonomi politiğin yerini alışını uzun uzun anlatır. Kültürel analizin eğlenceli dünyası kapitalizmin acı gerçeklerine galebe çalmıştır. Ama yine de özellikle 21. yüzyılda ‘Kapital’in ruhunu çağıran bir şeyler vardır. Yazıldığı dönemden, yani 19’uncu yüzyıldan daha çok 21’inci yüzyılda hayat bulmuştur sanki. 21’inci yüzyılda gündelik hayatı açıklayan, analiz eden bir metne dönüşmüştür ‘Kapital.’
“Metin [Kapital], içinde bulunduğumuz durumu açıklamamıza yarayacak fikirlerle dolu. Çocuksever biri olan Kathy Lee Gifford’u, Wal-Mart aracılığıyla sattığı giysilerin Honduras’ta 13 yaşında çocuklar tarafından bir hiç karşılığında ya da New York’ta terler içindeki kadın işçiler tarafından haftalarca maaş alamadan dikildiğini öğrenince afallatan piyasa fetişizmi var örneğin. Ayrıca New York Times’ta sıkça konu edilen şirket küçültmelerin zalimliklerle dolu öyküsü; Pakistan’da halı ve futbol toplarının çocuk emeğiyle üretilmesi skandalı (ki FIFA buna tepki vermek zorunda kaldı); Endonezya ve Vietnam’da Nike işçilerinin çalışma koşullarının korkunçluğunu anlatan onca gazete haberine rağmen, Michael Jordan’ın 30 milyon dolar karşılığında Nike reklamına çıkması.”
Harvey’in listesi uzatılabilir, sayfalarca hem de… Ekonominin önemi, hayatımızdaki yeri ne sürekli değişen Merkez Bankası başkanları ve banka yönetim kurullarına atanan eski güreşçilerle, ne skandal damat istifalarıyla ilgili. Ekonomi politiği gündelik hayatın ta içine sokan, Balzac, Hugo ya da Dickens romanlarından fırlamış gibi yoksul kent manzaraları her yerde.
‘Dünya Sallanırken ve Türkiye Düşerken Herkes İçin Ekonomi’ kitabının yazarı Murat Kubilay’ın bir bölüm başlığında dediği gibi, ekonomi ‘hayatın ta kendisi.’ Dünyanın sallanmasının ve Türkiye’nin düşmesinin nedeni de yalnızca pandemiyle sınırlı değil. İşsizlik rakamları çığ gibi büyürken, esnek ve güvencesiz çalışma bütün dünyada norm haline getirilmişken, işsizliğin ve güvencesiz çalışmanın, iflasların sonucu intiharlar sürekli artıyorken, çocuk işçiler, mülteciler en ağır sömürü koşullarında çalışıyorlarken, bitcoinlerin banker Kastellileri türemişken, gelecek korkunç kriz senaryolarıyla şekillenirken elimizdeki en önemli analiz aracı ekonomi.
Paranın nereden gelip nereye gittiğini, bize neyin çarptığını, ekonominin, TV stüdyolarını, akademi kürsülerini dolduran uzmanların tekelinde olmadığını, ‘herkes için’ olduğunu bilmek zorundayız.
M. Murat Kubilay, ‘Herkes İçin Ekonomi’de, konunun uzmanı olmayanların bile anlayacağı basit bir dille ekonomiyi yeniden hayatımıza, eviçlerine sokuyor; bu kitabı okuduktan sonra ekonomiyle pazardaki sebzenin fiyatıyla, sıkça göz dikilen yastık altı paralarla sınırlı olmayan bir ilişki kuracağız.
Yeni dünya düzeninde ayakta kalmanın bilgisi ekonomi politikte gizli, şimdi bir süre kültürel analizin eğlenceli ve renkli dünyasına veda edip parayı takip edelim. Onun hakkında bilmemiz gereken o kadar çok şey var ki, hayatın kendisi kadar!
M. Murat Kubilay. Dünya Sallanırken ve Türkiye Düşerken Herkes İçin Ekonomi. Doğan Kitap, 2021.
Not: Kitabın yazara düşen telif geliri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne aktarılacak.