İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), AKP hükümetinin otoriter yönelimlerinin Türkiye’de insan haklarını tehdit ettiği uyarısı yaptı.
Örgüt, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP yönetiminin hukukun egemenliği ilkesini zayıflatan, medya ve interneti kontrol altında tutan, eleştirileri ve protestoları baskılayan çok geniş kapsamlı adımlar attığına dikkat çekti.

HRW’nin 38 sayfalık ‘Türkiye’de İnsan Haklarında Gerileme: Reform için Tavsiyeler’ başlıklı raporunda, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve insan haklarındaki gerilemenin özellikle kitlesel Gezi eylemleri ve gündemde odak noktası haline gelen yolsuzluk iddialarıyla daha görünür hale geldiğinin altı çiziliyor.
Gezi’ye baskının son örneği Çarşı davası
Raporda, hükümetin, İstanbul ve diğer şehirlerdeki Gezi eylemlerine polisin biber gazının kötüye kullanımı da dahil olmak üzere aşırı şiddet ve baskıyla karşılık vermesinin tüm dünyada gündeme geldiği belirtildi.

Gezi eylemlerinde gösterilere katılma haklarını kullanan binlerce insanın cezai süreçlerle karşılaştığı hatırlatılan raporda, Beşiktaş taraftar grubu Çarşı’nın 35 üyesine yönelik hükümete darbeye teşebbüsle dava açılmasının da bunun son örneği olduğu belirtildi. Ayrıca, çok az polis memurunun ölümlerden ve gösteriler esnasındaki yaralanmalardan sorumlu tutulduğu vurgulandı.
“Geçtiğimiz yıl boyunca Erdoğan’ın AKP’si politik muhalefete kanunları hiçe sayarak, eleştirel sesleri susturarak, aba altında sopa göstererek karşılık verdi” diye konuşan HRW Türkiye kıdemli gözlemcisi Emma Sinclair Webb, Türkiye’nin geleceği ve yurttaşların hakları adına hükümetin haklara saldırmak yerine onlara saygı duymaya çağırdı.
‘Yolsuzluk skandalı karşısında yargı bağımsızlığı engellendi’

Raporda, 17 Aralık soruşturmasıyla başlayan sürece de yer verildi. Hükümetten dört bakanın oğullarının gözaltına alınmasıyla ‘büyük bir yolsuzluk skandalının patlak verdiği’ belirtilirken, bu skandalın AKP’nin ‘eski müttefiki Gülen hareketiyle’ arasında bir çatışma başlattığını duyurdu.
HRW, hükümetin bu skandala yargı bağımsızlığını engelleyerek ve hukukun egemenliğini zayıflatarak karşılık verdiğini kaydetti.
Raporda bu amaçla yargıç ve polislerin yeniden atandığı, yolsuzluk soruşturmalarına katılan polislerin gözaltına alındığı, iki soruşturmanın kapatıldığı ve sosyal medyada konuya dikkat çekmeye çalışan seslerin susturulmasına yönelik yoğun çaba harcandığı belirtildi.
Zaten baskılanmış olan internette sansür artacak

HRW’nin dikkat çektiği bir diğer konu ise internete yönelik düzenlemeler oldu. Üç farklı değişiklikle bu yıl zaten baskılanmış internet ortamında sansürün arttığı belirtilirken, MİT’e yetki veren düzenlemeyle hükümetin kişisel verilere ulaşacağını, muhaliflere ve sızdırılmış istihbaratları yazan gazetecilere cezaların artacağını kaydetti.
Haklardaki gerileme barış sürecini tehdit ediyor
HRW, Türkiye’de bu tabloda olumlu tarafınsa ‘PKK ile yürütülen müzakerelerdeki gelişme’ olduğunu bildirdi. Kürtlerin haklarının sağlanmasına yönelik atılan daha sağlam adımların, Türkiye’de tüm etnik ve gruplar ve dini azınlıkların hakları için bir ilerleme sağlayabileceği dile getirildi.

Buna karşın örgüt, insan haklarındaki büyük gerilemenin henüz gelişmemiş olan barış sürecini tehdit ettiği uyarısını da yaptı.
İnsan haklarına yönelik sınırlamaların hükümetin Kürtlerle barış sürecini tehlikeye soktuğunu belirten HRW gözlemcisi Sinclair Webb, “Herkes için insan haklarını korumak ve hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, Kürt barış sürecinin başarılı olmasının en iyi yoludur” diye konuştu.
1982 Anayasası değişmeli

Raporda, hükümete insan haklarına yönelik reformlarla ilgili bir dizi tavsiyede bulunuldu. HRW, hükümetin 1982 anayasasını gözden geçirmesi çağrısı yaparken, kamu görevlileri ve istihbarat servisi üyelerine kanunlar karşısında imtiyaz veren düzenlemelerden vazgeçilmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye’nin terörle mücadele ve devlete karşı işlenen suçlar adı altında cezaların kötüye kullanmasına son vermesi çağrısı yapan Örgüt, şiddet içermeyen politik faaliyetlerin organize suç kapsamına alınmaması gerektiğini hatırlattı.
HRW, kadınların istismar ve aile içi şiddete karşı korunması için daha etkili yöntemler seçilmesi gerektiğini bildirirken, “Hükümet, internet düzenlemeleriyle konuşma özgürlüğünü ve gazetecilik faaliyetlerini sınırlandırmaya son vermelidir” denildi.
Raporda son olarak ise Türkiye’nin bir süredir durma noktasına gelen Avrupa Birliği’yle uyum süreci kapsamında reformların da önemine dikkat çekilirken, Sinclair Webb, “Suriye ve Irak’taki savaşın yoğunluğunu hisseden Türkiye, Avrupa’yla bağlarını güçlendirmelidir” yorumunu yaptı.
38 sayfalık raporun İngilizce orjinal metnine buradan ulaşılabilir.