Tarhan Erdem: İfade özgürlüğüne karşı olan Erdoğan Kürt sorununu çözebilir mi?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

“Kürt meselesi” olarak söylenegelen bu durumun kaynağı, limanda eşitlik ve katılımcılık olmayışıdır! Eşitlik, ifade özgürlüğünü; katılımcılık, yönetime katılmayı talep eder! Türkiye gemisi, ifade özgürlüğü ve yönetime katılma sistemi anayasaya yazılmış ise; ya da seçimden sonra yapılacak anayasaya bunların yazılacağı iradesi kesin ve güvenilir biçimde belirtilir ve açıklanırsa böyle bir limana kabul edilir.

Öyleyse yeni limana bağlanmayı konuşuyorsak, bu iradenin varlığı ve olabilirliği sorgulanmalıdır. Zamanın Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açık beyanlarından anlaşıldığına göre ifade özgürlüğü, 2011 seçimlerinden sonra Sayın Erdoğan’ın önüne en az iki kez gelmiş, her gelişinde bir biçimde değişerek, yasalar çıkmıştır.

Yönetime katılma ilkesine ise Sayın Cumhurbaşkanı’nın karşı olduğu bilinmektedir. O halde AK Parti ve hükümet bu iradeye –ifade özgürlüğü ve yönetime katılma ilkesine- sahip değildir. AK Parti ve hükümet bu iradeye sahip olabilir mi?

İfade özgürlüğü ve yönetime katılma iradesine sahip olmak ve o iradeyi açıklamak için AK Parti ve hükümetin karşısında zorlu bir engel bulunmaktadır: Cumhurbaşkanının iktidarını koruma içgüdüsü veya kararı. Bu irade olmayınca seçimden önce veya sonra, ifade özgürlüğü ve yönetime katılma amaçlanamaz!

Amaçlanmayan eşitlik ve katılımcılık sağlanamaz; HDP’nin ve Öcalan’ın kısa vadeli politikalarının, seçim öncesi dönemde, nasıl gelişeceğini tahmin etmek zordur ama; eşitlik ve katılımcılık sağlanamazsa gemimiz de Kürt Meselesine –kalkılan limana- döner! Umarım haksızımdır; Sayın Yayman’ın yazdığı “final” nasıl bir “sondur” hep birlikte göreceğiz!

Tarhan Erdem’in yazısı