Mısır’dan Mecidiyeköy’e kadar geçen 4 bin senede inşaat sektöründe pek bir şey değişmedi. Tek fark; eskiden köleler, firavunların sırrını ölerek saklardı; şimdi ölerek ifşa ediyor.
“En çabuk, en kârlı, en yüksek” diye diye geçen 10 yılda kârı katlarken kentleri beton piramitlere gömdüler.
İnşaat sektörünün bu altın devrinde hükümet müteahhitleri büyüttü; müteahhitler de hükümeti…
Gökdelenler, İstanbul tepelerine beton makberler gibi dizildi. İçine rantla büyümüş yeni orta sınıf yerleştirildi; dibine, “kamu yararı”ndan nasiplenememiş inşaat işçileri defnedildi.
“Milletin a… koma”yı vaat eden müteahhitler, sözünü böyle yerine getirdi.
“TOKİ-TOMA iktidarı”, “Cama geleceğine cana gelsin” diye diye büyüyor.
Ama son cinayet gösterdi ki, bu gidişle cana gelen, cama da gelecek. Bakalım, zemininden kan sızan bir “rezildans”ta kimler, nasıl ikamet edebilecek?