Bilmiyorum, açıkça söylemem gerekir mi; ben “reel siyaset”ten, oyunlarından, sandığı sözde kutsayıp iktidarda ve muhalefette bin çeşit tezgah ve cambazlıklardan; kimi gazetecinin çok bilmiş Ankara ve siyaset fetvacılıklarından pek hoşlanmam da, çok anlamak istemem de.
Bu yazı o yüzden, kurultay sabahı yazıldı, yayını seçim sonrasına geldi. Özetleyeyim:
“Sosyal demokrat” olma iddiasındaki bir partinin altı oku olmaz… İlle ok atacaksan… Bir oku sosyaldir, bir oku demokrasi! Sosyal demek, öyle sosyal medya sosyalleşmesi gibisinden değil, bildiğin sınıfsal bir şeydir. İnadına, sınıfsal şeylere de dairdir.
Avrupa sosyalist ve sosyal demokrat partilerinin de, sermayeye yapışarak çoktandır yitirdikleri ve işçileri de, işçiyi işçiye düşman eden “faşizan” partilere dahi kaptırdıkları bir sürece de inat. “Devrimcilik” de öyle kabristan ziyaretiyle pek yeterli olmaz sanırım!
“Demokrat”a gelince; zaten adı üstünde. Ya harbiden olursun, ya bir ok olamazsın! Çünkü… Okun çok ama… Atacak yayın yok!