Mümtaz'er Türköne: İmam Hatip sevdası sivil toplumu tımarhanede tutmak demek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İmam-hatipler (aynı şekilde ilahiyat fakülteleri), engin İslâm düşüncesinin, İslâm medeniyetinin eğitim alanındaki birikimin değil, Takrir-i Sükûn dönemine ait bir Devrim Kanunu’nun eseri: 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile “küşad” oluyorlar. Amaç, din eğitimini devlet tekeline alarak toplum üzerinde kontrol alanını genişletmek. Demokrasiye geçişle birlikte, devletiyle kavga etmeden ihtiyacını karşılamak isteyen toplum, bu modelin etki alanını genişletiyor. Bu okullar sayesinde başka türlü resmî eğitim fırsatı bulamayan nesiller yükselme ve toplumun zirvesine çıkma imkânı buluyor.

Devletin izni ve onayı ile yürüyen bu uzlaşma her zaman en hararetli siyasî tartışmaların odağında bulunuyor. Sonra toplum kendi ayakları üzerinde duruyor ve bu okullara olan ihtiyacı sivil yollardan daha sıcak ve daha etkileyici yöntemlerle karşılamaya başlıyor. Bugün imam-hatiplerin karşılayacağı genel bir din eğitimi talebi bulunmuyor. Kısaca toplum çemberin dışına çıkıyor ve kendi hükümranlık alanını ilan ediyor. Bugün resmî din eğitimi alanını genişletmenin, altından geçilecek daha geniş bir çember çizmek dışında; yani devletin toplum üzerindeki gücünü ve egemenliğini genişletmek ve sivil toplumu tımarhanede tutmak dışında hiçbir anlamı yok.

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı