O tarihlerden başlayarak tekrar tekrar söylediğim bir şey var: bugün AKP’nin varolma ve hükümet eme tarzında, siyasette az rastlanır biçimde, bir kişisellik var. Tayyip Erdoğan’ın kişiliği bu. Bir benzeri olarak aklıma Margaret Thatcher geliyor. Britanya politikasında belki en güçlü damarı Muhafazakâr Parti temsil ediyor. Ama Thatcher o damar içinde özel bir olaydı. Yani, kısacası, Thatcher’dan sonra Tony’ler nasıl yollarına devam ediyorsa, Tayyip Erdoğan da AKP ideolojisinde bir partinin tek önder seçeneği değildir. Onun icraatı, partisinin (ve seçmen tabanının) zorunlu icraatı değildir.
Tamamen bir sezgiye dayanarak konuşuyorum: sanırım Abdullah Gül şu konjonktürde kendisinin o öteki alternatif ya da alternatiflerden biri olduğunu göstermek istedi. Bundan ileri gitmeyi de doğru bulmadı. Şu anda Erdoğan’la tartışmaya, çekişmeye girmek çok anlamlı görünmüyor, çünkü taban henüz hazır değil buna. Erdoğan üslûbuyla siyaset yapmanın sonuçları ortaya çıkmaya başlamalı ki insanlar “niye böyle oldu?” sorusuna cevap arama aşamasına gelsinler.