Böylece cumhuriyet tarihinin açık ara en başarısız dışişleri bakanı başbakan olmuş bulundu. Kendisiyle ne kadar övünse azdır. Musul’da kifayetsizliğiyle tesbih çeker gibi kafa kesen canilere ülkenin diplomatlarını teslim eden bir ihtiras küpünün bile başbakan olabileceğini cümle âleme ispat etti.
Reise tam sadakat ve onun emellerinin emir eri olmak ilerlemek için tek kıstas. Davutoğlu, dış politikada meşhur masaldaki öküze özenen kurbağa gibi şişinerek çatladı. Başbakanlığı da çok farklı olmayacaktır. Zaten muhtemelen tepesinde hep hissedeceği Erdoğan gölgesiyle demokrasiye geçildiğinden beri en güçsüz başbakan olacak.
Erdoğan’ın giderek dozu artan ve Gezi sürecinden bu yana artık tedavisi imkânsız halde görünen paranoyak hayalperestliğine çok uygun biri Davutoğlu. Hiçbir temeli olmayan garip bir fantezi dünyası kurmuş, gerçekliğe de kendi fantezilerine uymadığı için isyan eden biri. Dünyayı din eksenli medeniyet alanları arasında bir çatışma alanı olarak gören ve İslam medeniyetinin liderliğine kafayı takmış olan Davutoğlu’nun siyasette ilerlemesi memleketin başına gelmiş en berbat talihsizliklerden sayılır.
Gördüğü halisünasyonların neticesini dış politikada gördük. Şimdi Erdoğan’la beraber görecekleri ortak halüsinasyonları tecrübe edeceğiz.