Hükümette eski yüzlerden tek bir isim bulunmazsa, bu, kimse için sürpriz olmamalı. Sürpriz olmamalı, çünkü ilk kez halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanıyla yola çıkılmış ve “Kendi teamüllerimizi oluşturacağız” anlayışı oturtulma gayreti içerisine girilmişken, bakanlar kurulu koltukları da büyük çapta yeni yüzlere tahsis edilebilir.
Bir sebep daha var: Yeni dönem, yalnız teamülleşmesi ve ardından sistem değişikliği zamanı geldiğinde geçişi kolaylaştırması arzulanan yeni uygulamalara kapı aralamayacak, şimdiye kadar izlenen çizgiden olağanüstü farklı olmasını beklediğim yeni politikaları da gündeme taşıyacaktır.
Neden böyle bir beklenti içerisinde olduğumu biraz açayım. Dışarıdan bakıldığında görünen ne: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün AK Parti tarafından Meclis’ten geçirilmiş yasaların büyük çoğunluğunu -neredeyse hepsini onayladığı… Hiçbir yasayı iptali için Anayasa Mahkemesi’ne sevk etmediği…
“Noter gibi” eleştirilerine maruz kalmadı mı bu yüzden? Kendisi zaman zaman anlatmaya çalışsa bile pek dikkate alınmayan gerçek ise görünenden farklı: Özellikle toplumsal, siyasal ve ekonomik dengeleri bozacağına şahsen inandığı noktalarda devreye girdi Cumhurbaşkanı Gül ve kimini teklif haline getirilmesini engelleyerek kimini ise yasalaşma süreci içerisinde değişmesini sağlayarak müdahalelerde bulundu.
Yeni dönemde geçmişte müdahalelere maruz kalmış konuların yeniden gündeme gelmesini bekleyebiliriz. Cumhurbaşkanı Gül’ün izin vermeyeceği düşünülerek girişimde bulunulmamış ekonomiyi, siyaseti ve sosyal hayatı etkileyecek başka konular varsa, onların da…