Ve; zaten bugüne kadar dört milyon mülteciyi topraklarında misafir eden Türkiye için yeni bir göç dalgası ihtimalini, düşünmek bile istemiyoruz. İdlib’deki askeri ve stratejik sürece insani ve sosyal boyutu da eksik etmeden, bugün yapılacak zirvede kararlılığımız en yüksek perdede vurgulanacak. Ve elbette masaya, en başta Avrupa ülkelerini etkileyecek olan “mültecilerin bu ülkelere gitmesi adına kapıları açma” kartımız da konulacak. Ekonomik ve askeri anlamda Türkiye ile son derece olumlu bir ilişki düzeyi yaşayan Rusya’ya da, bu kart hatırlatılacak.