Altıncı yılında hala orada, Gezi’deyiz, altıncı yılında hala, Gezi burada. Gezi biziz, biz Gezi’yiz.
“Üç ağaç için” mi, evet tam olarak öyle.
Birileri ülkenin üzerine beton dökmeye kalkışınca, birileri de ağaçlara bedenini siper etmeyi seçti, bu kaçınılmazdı.
O üç ağaç bütün bir ülkeydi, bütün bir ülke o üç ağaçtı. Mesele diri diri gömülmek ve üzerine beton dökülmek istenen memlekete sahip çıkılıp çıkılmayacağı meselesiydi, gencecik ölümler pahasına sahip çıkıldı.
Haysiyetin olmadığı yerde halk da yoktur, Gezi’de insanlar haysiyetsizliği karşılarına alma cesaretini gösterdiler, el ele tutuştular, halk oldular.
Gezi, “düşlerinde özgür dünya” olan çocukların, bu coğrafyaya giydirilmek istenen deli gömleğine yekten itirazıydı.