Haaretz yazarı: İstanbul'u kaybetmek Erdoğan'ın sisteminin sütunlarını yıktı

İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesinde ‘İstanbul, Erdoğan’ın hayalini yıktı’ başlıklı yazı kaleme alan Zvi Bar’el, Türkiye’yi liberal ya da dindarlık istikametinde yönlendirmenin yolunun İstanbul’dan geçtiğini öne sürdü. İstanbul’u kaybetmenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sisteminin sütunlarını temelinden sarstığını savunan Bar’el, Erdoğan ile rakipleri arasında ideolojikten çok kişisel hırslara dair bir ayrışma bulunduğunu belirtti.

Fotoğraf: DHA

Yazının geniş özeti şöyle:

“İstanbul ülkenin yaşam biçimi ve karakterini belirliyor. Devleti daha liberal veya daha dindar yapmak isteyen herkes değişimi İstanbul’dan başlatmak zorunda. Bu nedenle Erdoğan ülkenin dine yönelimini güçlendirdiği bir dönemde İstanbul’dan vazgeçemez…

İstanbul’da belediye başkanlığının kaybedilmesi Erdoğan’ın dini ve ideolojik ajandasını hızlandırma yolundaki adımlarına engel olmaz. Böyle adımlar yerelden çok merkezi yönetimde alınır. Ancak, belediye başkanlarının yerel bürokrasi sayesinde planları erteleme, hızlandırma ve engelleme yetkisi bulunuyor. Ayrıca Erdoğan’ın kişisel, ulusal ve uluslararası boyutta prestij kaybına uğramış olması da bir o kadar önemli.

Cumhurbaşkanını takip eden bir gazeteci, Erdoğan’ın seçimi kaybettikten sonra tamamen kendini kaybettiğini belirterek, ‘Yardımcılarına, danışmanlarına bağırdı. Kelle almakla tehdit etti. Seçim kampanyalarını yürütenler başta olmak üzere herkesi suçladı. Üst düzey parti yetkililerinden dünya liderlerine herkesi onu görevinden etmeye çalışmakla suçladı’ diyerek yaşananları anlattı.

Orta Asya Kafkas Enstitüsü’nden Halil Karaveli, bu hafta New York Times’da yayımlanan yazısında, Türk siyasetinin laiklerle dindarlar arasındaki bir mücadeleden ibaret olduğuna dair yanlış bir düşünce olduğunu savundu ve şöyle devam etti: ‘Daha yakından bakarsak dindar ve laikler aslında aynı sağcı ideolojinin izlerini taşıyorlar. Kapitalizme bağlılıkları, işçi sınıfa karşı düşmanlıkları, milliyetçilikleri ve muhafazakarlıkları bunu gösteriyor.’

Eğer Karaveli’nin bu analizi Türkiye’nin gerçek yüzünü yansıtıyorsa Erdoğan ve siyasi rakipleri ideolojik alaşmazlıklar nedeniyle birbirlerinden ayrışmıyorlar. Kişisel hırs ve açgözlülükleriyle birbirlerinden ayrışıyorlar. Bu, Erdoğan ve ABD Başkanı Trump arasındaki tartışmalarda kendini gösteriyor. Erdoğan kendisini İslam’ın temsilcisi ve en yüksek dereceli ekonomi uzmanı olarak nitelendiriyor. Türkiye O ve hiçbir yabancı lider veya ülkesindeki rakibi bunu tartışamaz. Bu nedenle İstanbul’da kaybetmek Türkiye’nin en önemli kentini kaybetmekten çok daha önemli bir şey. Erdoğan’ın sisteminin sütunlarını temelinden sarsan bir deprem! İsrail Başbakanı Miri Regev’den alıntı yaparsak Erdoğan, ‘İstanbul’un kontrolüne sahip olmazsak cumhurbaşkanlığının ne değeri var’ dedi.

Yeniden yapılacak seçimin ona zafer kazandırıp kazandırmayacağını bilemeyiz ama seçimi yeniden düzenlemenin Türkiye’nin varolan demokratik kurumlarını mahvettiği kesin.”

’23 Haziran, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminin provası olabilir’