İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu bugün görevine başladı.

İmamoğlu, dün, 17 günlük itiraz ve yeniden sayım sürecinin ardından Çağlayan adliyesine giderek il seçim kurulundan mazbatasını almıştı. Mazbatasını aldıktan sonra görevi devralan CHP’li başkan bugün ilk mesaisini yaptı.
Belediyenin Fatih ilçesindeki Saraçhane semtinde bulunan binasında gazetecilere konuşan İmamoğlu, kurumun uzun süreli hafızasının çok önemli olduğunu dile getirdi.
Çalışanların teknik ve eğitimli bakışlarının değerli olduğunu belirten İmamoğlu, “İçine siyaset katmadan bu kentin insanına fayda verecek hangi bilgi ve becerileri varsa biz ona talibiz” dedi.
İBB başkanı şöyle devam etti: “Bu anlayışla bu güzel ve tarihi kurumun tüm insan kaynağından son derece faydalanacağımızı herkes bilmeli. Farklı bir anlayışa başlangıç yapacağız. ‘Bizden olmayanlar-bizden olanlar’ gibi bir anlayışın bittiği gündür bugün. Dolayısıyla kucaklamanın tek bir felsefesi var. Biz kucaklarken çalışma arkadaşlarımızın aynı güzellikte ve aynı samimiyetle bizi kucaklamasını istiyoruz. Dolayısıyla bu kucaklaşmanın tek bir faydası var 16 milyon insana. Ülkemize ve milletimize kişisel hiçbir beklentiyle ya da kişiye hizmet anlayışıyla hiçkimse bizden talimat almayacak. Bizden alacakları talimat İstanbul’un lehine olacak. İstanbullunun çıkarına olacak. Yolumuz açık olsun. Çok konumuz var. Başarılar diliyoruz.”
‘Kızımın henüz isteği olmadı’

Küçük oğlunun “Binayı ne zaman kütüphane yapacaksın?” diye sorduğunu, büyük oğlunun da öğrenci indirimini sorduğunu belirten İmamoğlu, “Kızım sadece beni öpmekle yetindi, onun isteği yok şimdilik” dedi.
İmamoğlu, haftasonu belediye binası önünde yapılacak etkinliğe herkesi beklediğini ifade ederek bunun bir karnaval ya da eğlence olarak düşünülebileceğini dile getirdi.
İBB başkanı, “Mazbatayı aldıktan sonra resmi bir telefon aldınız mı?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Şu anda buradaki resmi telefonlardan bir bilgi elde edemedim. Cep telefonuma bakma fırsatım olmadı, hakkını yemeyim ama bana şimdilik ulaşan bir şey yok.”
‘El sıkmaya fırsat varsa elini sıkarız’
İmamoğlu, “Protokol gereği sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı İstanbul’a gelişinde karşılayacak mısınız?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Benim sorumluluğum neyi gerektiriyorsa onu yaparım; yani devlet protokolü, sorumluluğu neyi gerektiriyorsa onu yaparım. Bundan yana kimsenin şüphesi olmasın. Biz normalleşme ve kucaklaşmanın yanındayız. El sıkmaya fırsatımız varsa elini sıkarız. El sıkmadan daha fazla fırsat varsa kucaklaşırız, daha fazla fırsat varsa konuşuruz, uzlaşırız. Yani fırsatları yaratma konusunda kabiliyetime güveniyorum.”
İmamoğlu’na, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı İBB’ye davet edecek misiniz?” diye soruldu. İBB başkanı şu yanıtı verdi: “Kesinlikle davet edeceğim. Bu ülkenin her makamı, her kişisi buraya davet edilmelidir. Bir arada iş üretmeliyiz. Bizden kimse partizan bir dil beklemesin. Bu ülkeyi ve bu şehri barıştırmaya geliyoruz. Bunu da lafla yapamazsınız, uygulamayla yaparsınız. Görüyorum ki toplum bu hoşgörüyü ve sevgiyi saygıyı istiyor. İnsanların yüzü mutlu, gerginlikten usanmış, bu milletin gündeminden çatışmayı yok ettiğinizde, bertaraf ettiğinizde inanın milletçe önümüzde hiçbir şey kalmaz.”
İmamoğlu, İBB Hizmet Binası’nın kütüphaneye çevrilmesine de değindi: “Arkadaşlarımla bu süreçleri analiz edeceğiz teknik süreçler aksatmadan. İnsanların burayı kendi yönetim binası anlayışını koruyan mimari tasarımlara burası muhtaç. Bunu mutlaka hayata geçireceğiz. Bunun dünyada da örnekleri var ama biz en iyi olacağız. Bahsettiğimiz kütüphane hemen başlayacak. Elbette buradaki makamların birimlerin mevcut yapı düzeni içerisinde konumlanması gerekiyor, onların tasarımları halledilecek. Bunu hızlıca halledeceğiz. Burada eğitimin, kültürün, var olduğu süreci yaşatarak, bu binada arka binayı özellikle tanımlıyoruz. Bu binada meclisin ve belediye başkanının olması halkla iç içe olmanın fiziki imkanını sağlamış olacak. Ben halkla uzaklaştığım an verimli olamayacağımı düşünüyorum. Halkın da bizimle buluştuğu kadar bu kente verimlilik katacağını düşünüyorum. O katılımcılığı ve şeffaflığı bu fizik alanda yansıtma mecburiyetimiz var.”
İmamoğlu, şeffaf yönetim anlayışıyla ilgili de şunları söyledi: “Bazılarına göre siyasi iradenin sizde olmaması, meclis iradesinin sizde olmamasını bir zaafiyet olarak gösterseler de, ben bunu ülke ve şehir adına demokrasi adına fırsata dönüştürmek istiyorum. Eğer insanlar bu kente, bir kişiye değil, talimat alıp, bir kişiye hizmet etmeyi kendine felsefe edinmeyip ‘Ben 16 milyon insana hizmet etmeye geliyorum’ demişse hiçbir engelimiz yok. Dolayısıyla tüm şeffaflığıyla başta meclis olmak üzere, birçok görüşme yapacağımız şeffaf odamızda vatandaş bilgilensin ve faydalansın istiyoruz.

Bugünün teknolojisi, çağın demokrasi anlayışı için bir fırsattır. Bu kadar hızlı iletişim kurabiliyorsak, soru sorup cevap alabiliyorsak milyonlarca insanla bağ kurma teknolojisi varsa bunu niye fırsata çevirmeyelim. Göreceksiniz bizim insanımız fıtrat olarak demokrasiye çok uygun. Özgürlüğünü seven bir toplumuz. Bu şehirde bunu özgürlüğü ve eşitlenmeyi hakim kılmak adına fırsata dönüştürdüğümüzde göreceksiniz, İstanbul’un yerel demokrasi uygulaması belki dünyaya örnek olabilir. Bu bağlamda son derece radikal kararlar alacağız. Toplumun bu şeffaflığı hissetmesi adına. Demokrasinin bu kent yönetiminde böyle damarına işlemesi adına, göreceksiniz bazı eksikliklerimiz olabilir tamamlayacağız. Bazı adımlarda bazı sıkıntılar olabilir, yönünü değiştireceğiz. Ama günün sonunda bu şehirde bu yönetimde mutlak demokrasi, mutlak şeffaflık ve mutlak katılımcılık var olacak.”