Şimdi ABD pazarında 23 Martta TL manipülasyonu ile suçladığımız JP Morgan organizasyonunda dolar arıyoruz.
Ama son aylarda yaptıklarımıza bir bakalım: Mesela yabancı basın ajanslarının 10-20 yıllık çalışma izinlerini yenilemeyince “Türkiye’yi Tahran’dan anlatma” durumuna düşmüştük.
Ya da, İç İşleri Bakanımız Bodrum’a öylece gelip güneşlenemezsiniz dediğinde en büyük turist gelir kapımız olan Almanya’da tam da fuar zamanıydı ve iptaller başladı.
Bugün nasıl bir süreç yaşadığımızı hepimiz görüyoruz. Demokrasimiz adına İstanbul üzerinden seçimler 31 Mart gecesi veri akışı ile adeta dondu. Yine bir gece yarısı ‘fikrine katılır veya katılmazsınız’ hiç önemli değil, ülkemizde bir ekonomist (Mustafa Sönmez) bir paylaşım üzerinden gözaltına alınıyor.
Gece Yarısı Ekspresi filminin kötü izlerini silmek için kaç yıl uğraştık hatırlayanınız var mı? Acaba benzer süreçleri yeniden hortlatmak için neden bu kadar uğraşıyoruz?
Türkiye AK Parti döneminde yaşamış olduğu ekonomik refahı demokratikleşme paketleri ile sağlamıştı. Karnımızı da adeta demokrasi ile doyurmuştuk.
Bugün tam tersi yolda ilerliyorken, karnımızın tok kalacağını da kimse beklemesin.