Çankaya sembolik bir makam değildir. Öyle olsaydı, kimse uğruna cinayetler işlemez, ordu darbeyi düşünmez, yargı kendisinin rezil etme pahasına sürece katılmazdı. Bilakis, çok önemli bir pozisyondur eski Türkiye vesayetçileri o makamın yetkilerini ve taşıdığı değeri tanımlayacak hukuki ve demokratik meşruiyete sahip değildir.Toplum o yetkiyi ellerinden almıştır.
Önemi, bizatihi sahiplenilme çabasından gelmektedir ki Köşk’ü artık halk sahiplenmiştir. Cumhurbaşkanlığı’nın yeni statüsü için açık ve temiz bir demokratikleşme mücadelesi verilmiş ve o mücadele aynı zamanda anayasal bir hukuk üretmiştir.
Çankaya’nın yetkilerini, kapasitesini ve icraat sınırlarını tayin edecek olan da 2007 yılı Ekim ayının 21’inde yapılan referandumun ürettiği bu yeni hukuktur. O gün söylenen “evet”le sadece seçim usulü değil, doğal olarak makamın güç ve yetki sınırlarını da genişletti. Aksi takdirde halkoyuna gerek olmazdı… Denkleme halk girmiştir ve kimsenin bu faktörü oyun dışı bırakma imtiyazı yoktur.
Her seçimde sayısız kanlı ve hukuksuz öykü yaşanmamış gibi Çankaya’yı hala önemsiz ve yetkisiz bir koltuk olarak görmek, anti demokratik ve hukuk dışı bir ısrardan başka birşey değildir.