Cengiz Çandar: 'Alaturka', yani Türk usülü yöntemler Kürt sorununu çözmez

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yeni bir “yetmez ama evet” durumu ile karşı karşıyayız. Ahmet İnsel’in dünkü Radikal’de gayet güzel bir şekilde “Karnından Konuşan Çözüm Süreci” başlığını attığı yazısında belirttiği gibi, söz konusu yasa tasarına karşı çıkmak ve sürece “balta vurulduğunu” iddia etmek “bağnaz bir muhaliflik” olur “ama bu yasa ile Kürt sorununun çözümünde büyük bir ileri adım atıldığını iddia etmek de bu sorunun çözümü için gerekli adımları kabul etmemenin bir örtüsüdür.”

İktidar yandaşları ve AKP propagandistleri, kendilerinden bekleneceği gibi, kimisi bin dereden su getirerek, kimisi buna da ihtiyaç duymadan hararetle, gelinen noktanın “büyük bir adım” olduğunu savunuyorlar. Oysa gelinen noktanın, Kürt sorununun çözümünden ziyade, Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesine dair hesaplarla ilgili olduğu, sadece tasarının “zamanlaması”ndan değil “adı”ndan da belli; altı maddelik tasarının hiçbir yerinde bir kez bile “Kürt” sözcüğü yer almıyor.

“Kürt sorunu”nun çözümünü “yasal esaslar”a bağlayacak tasarı, “Kürt” sözcüğü içermeyecek ve bu yoldan geçerek “Kürt sorunu” çözülecek. “Alaturka” yani Kürt sorununun “Türk usûlü” çözümüne göre olabilir pekâlâ. Ama, kendimizi aldatmayalım, Kürt sorunu, kalıcı ve esaslı biçimde, böyle çözülmez.

Cengiz Çandar’ın yazısı