Irak gibi bir “sentetik ürün” ancak Saddam tipi zalim bir diktatörlük ile -ruhen değil ama fiilen- “birarada” tutulabilirdi. 2003’te Amerikan güçleri ile müttefikleri, o “baskı çarkı”nı ve “dişlileri”ni kırınca, Irak’ın “kaçınılmaz çözülüşü” de başlamış oldu.
Şu günlerde bunun aşamalarından birini yaşıyoruz. “Musul’un düşüşü” (IŞİD’den Saddamcılara uzanan Sünni koalisyonu tarafından) ya da “düşürülüşü” ile Irak’ın toparlanamaz biçimde dağılması ve bu çerçevede Kürtler’in bir “bağımsız devlet”e doğru adeta önlenemez ilerleyişi hızlandı.
Peki, IŞİD’in askeri kazançları, ABD hava saldırıları desteğiyle geri çevrilse, “Kürdistan bağımsızlığı”nın önüne geçilemez mi? Leslie Gelb, “Irak’daki durum, büyük bir altüst oluş” diyor, “ABD’nin insansız uçakları ya da hava saldırılarıyla geri çevrilemez. Sorun, yerde; gökte değil.”
Gelinen noktada, Irak’ta oluşacak bir “bağımsız Kürdistan”ı, en önce Türkiye’nin önlemeye kalkışması düşünülürdü. Oysa, “yeni Ortadoğu konfigürasyonu”nda, Türkiye’nin en yakın müttefiki, Irak Kürdistanı. Türkiye’nin “bağımsız Kürdistan”a ebelik yapabileceği akla gelir miydi? Olabilir. Olduğu vakit, “Kürdistan” kurulur; Ortadoğu’da sınırlar değişir…