Ankara 9. Ağır Ceza Mahke-mesi’nin Musul’daki kaçırılan diplomat-larımızla ilgili aldığı yayın yasağı, demokrasiyle bağdaşmayacak bir durum. İtalya, Fransa, ABD’de defalarca rehine krizi yaşandı, bir kez bile yönetimlerden böyle bir talep gelmedi.
Neden? Öncelikle kamuoyunun haber alma hakkı var. Demokrasilerde hükümetler enformasyonu engellemeye çalışmaz. Görüştüğüm yetkililer, medyanın ”sorumlu” habercilik yapmadığını, rehinelerin yerini açıklayarak hayatını tehlikeye attığını söylüyor. Oysa hükümetin medyayla ilişkisi bu kadar sorunlu, medyaya bakışı bu kadar hasmane olmasa, iki kişiye telefon açıp ”Aman n’olur rehinelerin can güvenliğini tehdit edecek bilgileri yazmayın” diyerek bu meseleyi 3 dakikada halledebilirdi. İster yandaş ister candaş; Türkiye’de buna hassasiyet göstermeyecek gazeteci yok!
Bu tarz durumlarda yanlış enformasyonun yayılmasını önlemenin tek yolu, medyayı düzenli olarak bilgilendirmektir. Yapmazsanız, hem dedikodu, hem her türlü dezenformasyon alır yürür.
Yasak aynı zamanda anlamsız! Çünkü bu çağda bilginin yayılmasını engellemek mümkün değil. IŞİD bile bunu anlamış durumda ki ele geçirdiği bölgelerden devamlı görüntü yayınlıyor; Twitter’dan sorulara cevap veriyor. Ne diyelim… Umarım ki bir gün Ankara’dakiler de Twitter çağında yaşadığımızın, bireylerin ellerindeki akıllı telefonların devletin ”yasaklama/denetleme” gücünün fersah fersah ötesinde olduğunun farkına varır.