Bir videosu nedeniyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inden (KKTC) Türkiye’ye gönderilen ve bir süre tutuklu kalan modacı Barbaros Şansal’ın KKTC’ye giriş yasağı kaldırıldı.

KKTC İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, sınır dışı kararının dönemin bakanlığı tarafından alındığını söyledi.
Kararın deport olarak uygulandığını belirten Baybars, “Savcılık görüşü de alınarak bunun hukuksuz olduğuna karar verildi. Deport kararı da iptal edildi. Barbaros Şansal da KKTC’ye açtığı davaları geri çekti” diye konuştu.
KKTC medyasına konuşan Şansal, KKTC’nin kendisinden resmi olarak özür dilemesini isteyerek adaya Rum tarafından giriş yapacağını ifade etti.
Ne olmuştu?

Şansal, Kıbrıs’tayken sosyal medya hesabından yayınladığı videonun ardından hedef haline getirildikten sonra sınır dışı edilerek gönderildiği İstanbul’da havalimanında saldırıya uğramıştı.
Henüz uçaktan inerken önüne birtakım sivil kişilerin geldiği Şansal, aralarında Türk Hava Yolları yer hizmetleri görevlilerinin (TGS) de olduğu bir grup tarafından linç girişimine maruz kalmıştı. Ünlü moda tasarımcısı ardından gözaltına alınmış, sonra da ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan tutuklanmıştı.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Şansal’a saldıranlar hakkında soruşturma başlatıldığını ve 12 TGS personelinin ifadesinin alındığını bildirmişti.
TGS görevlilerinden biri ‘milli duygulara sığınmış’, saldırıya ilişkin, “Milli duygularımıza hakim olamadık. Bağırdık. Polis kalkanından dolayı da herhangi bir şey yapmadık” diye ifade vermişti.
Şansal’ın avukatı Efkan Bolaç, Silivri Cezaevi’de tutulan müvekkilinin tehdit altında olduğunu düşündüğü için tek kişilik yerde kalmak istediğini belirterek, “Daha koğuşu belli değil. Can güvenliğinin tehdit altında olduğunu düşünüyor. Gelişim onu gösteriyor” demişti.
Şansal, avukatının itirazı üzerine daha sonra tahliye edilmişti.
Şansal videoda ne dedi?
Şansal, videoda şu ifadeleri kullanmıştı: “Tabii tabii, davası olmaz. 2017’de hepinize girdi. Mutlu yıllar, tadını çıkarın, yan yatın, kendinizi serbest bırakın. Sol dizinizi karnınıza çekin ve biraz da ıkınır gibi yapın. Bana sefaletin adını yazabilir misin Abidin? Bu kadar gazeteci tutukluyken, bu kadar çocuk taciz, tecavüz görürken, bu kadar yolsuzluk, rüşvet almış başını giderken, bağnazlar sokaklarda tebliğcilerle pislik dağıtırken siz de hala yeni yıl mı kutluyorsunuz? Şimdi ben ne yapacağım biliyor musunuz? Bardaki, evdeki içkilerin hepsini içeceğim. Hepsini içeceğim. Size bir damla bile bırakmayacağım. Bütün dolarlarımı İsviçre’ye geçireceğim. Bir kuruş penny bile vermeyeceğim. Tamam mı? Ayriyeten ben Kıbrıs’tayım. Şu an Kuzey Kıbrıs Türkiye’ye göre, yani öyle bir baskı olduğu için yeni yıla girdi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin girmesine bir saat var. Birazdan Nikosa’ya gideceğim. Bir de orada kutlayacağım. Orada da içeceğim. Hepsini içeceğim. Tamam mı bebeğimsi? Öpmedim bile sizi. Hadi, siz kutlamaya devam edin. Bu kadar pisliğin, sefaletin, rezaletin içinde. Bokunda boğul Türkiye.”