Yani, Lice’de belirgin bir provokasyon olan bayrak indirilmesi karşısında ortalığı birbirine katanların, Musul’da ‘Türkiye Cumhuriyeti toprağına girilmesi ve bayrak indirilmesi’ ve Türkiye’nin devlet görevlilerin ele geçirilmesi karşısındaki davranışlarını, sadece onların can güvenliği için gösterilen duyarlılık ve serinkanlılık ile mi açıklamalıyız?
İktidar sahipleri için IŞİD’liler ve kimi ‘müttefikleri’nin, ‘yaramaz’ ama yine de bir tür ‘bizim çocuklar’, bir şekilde görüşülüp söz geçirilebilecek unsurlar olarak algılanmış olabilecekleri ihtimalini dikkate almalıyız. ‘Rehineler’e zarar gelmeyeceğine dair, bizdeki iktidarın güçlü bir kanaate sahip bulunduğu hissediliyor. -Eğer söz konusuysa-,’fidye rakamı’ üzerinde anlaşılmayacak bir şey olmayabilir.
‘Rehineler’in sağ-salim Türkiye’ye getirilmelerinin, AKP iktidarına seçim arefesinde sunacağı, daha doğrusu onların öyle kullanabileceği ‘propaganda kozu’nun ‘değeri’ni düşünebiliyor musunuz?
Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’nun düşmesi ve bayrağın inmesiyle Türkiye’nin ‘bölgesel güç’ imajının yerlebir olmuş olması, iktidara, ‘rehinelerimiz’in kısa vade içinde yurda getirilmesinin sunacağı imkânın yanında kabul edilebilir bir zarar sayılabilir.