Hayatın Sesi Televizyonu’na açılan davada savcı, çalışanların ‘zincirleme şekilde örgüt propagandası’ yaptıkları iddiasıyla ayrı ayrı 13 yıla kadar hapsini istedi.

Evrensel’in haberine göre kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu’na aynı anda hem IŞİD, hem TAK, hem de PKK propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın üçüncü duruşmasında savcı mütalaasını verdi.
Duruşma savcısı Cem Üstündağ mütalaasında, televizyonun sahipleri Mustafa Kara ve İsmail Gökhan Bayram ile Genel ve Sorumlu Müdürü Gökhan Çetin’in ‘zincirleme şekilde örgüt propagandası’ yaptıklarını iddia ederek ayrı ayrı 13 yıla kadar hapislerini talep etti.
Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanının bugünkü duruşmasında avukatlar Devrim Avcı ve Gülşah Kaya hazır bulundu. Dava kapsamında yargılanan Hayatın Sesi Televizyonu’nun sahibi Mustafa Kara ve ortağı İsmail Gökhan Bayram ile Genel ve Sorumlu Müdürü Gökhan Çetin vareste tutuldukları için duruşmaya katılmadı. Mahkeme, esas hakkındaki savunmaların hazırlanması için duruşmayı 24 Nisan’a erteledi.
İddianameye konu olan suçlamalar arasında 10 Ekim Ankara Katliamı, 13 Mart 2016’daki Ankara Güvenpark ve 19 Mart 2016’daki Taksim Meydanı’nda yaşanan bombalı saldırılara ilişkin son dakika ve canlı yayın haberlerinde olay anına ve sonrasına ait görüntülerin yayınlanması yer alıyor.
Savcı, söz konusu görüntülerin yayınlanmasını ‘terör örgütünün amacına hizmet eder nitelikte olduğu ve örgüt propagandası yapmak’ olarak yorumladı.
Ne olmuştu?
KHK ile kapatılan Hayatın Sesi’ne ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla dava açılmıştı.
İddianamede, 10 Ekim 2015 tarihindeki ‘Ankara katliamı’na ilişkin yayın yasağı kararına rağmen, kanalın gün boyu yayın yaptığı belirtilmişti: “Yaralı bir kişinin bez afiş yardımıyla taşınması, insanlar halay çekerken arkalarında gerçekleşen patlama anı, patlama sonrası panik halinde kaçışan insanların görüntülerinin verilmesi.”
‘Panik ve kargaşa ortamını bütün çıplaklığıyla ekrana taşımak’la suçlanan kanalın, ‘terör örgütünün amacına hizmet ettiği’ savunulmuştu.
Kanala yöneltilen bir başka suçlama ise Ankara Güvenpark’ta 38 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili yaptığı yayın olmuştu. Hayatın Sesi, saldırının ardından yaptığı yayında ‘terörün tuzağına düşmek suretiyle terör örgütü propagandası’yla suçlanmıştı.