Murat Belge: 'Çoğunluk destekli keyfilik' kapısından içeri girmeye başladık

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

“Yüzüp de kuyruğuna gelmek” diye bir deyim vardır Türkçe’de. Türkiye’nin demokrasi yolunda ilerlemesi, özellikle de 2000’lerin serencamı, bana hep bu sözü hatırlatıyor. Son zamanlarda adı “veraset rejimi” oldu, herkes bu sıfatla anıyor, bizim bildik “askerî demokrasi”miz ! Siyaset hayatının içinde Silâhlı Kuvvetler’in, yasalara da bağlanmış, böylesine özel bir yerinin olması (ve Silâhlı Kuvvetler’in bu “yetki”lerini kullanma biçimi) bu ülkede gerçek bir demokrasi kurulmasının önünde başlıca engeldi.

Şimdi toplumsal dengeler değişti; bu kurumun etkililik biçimleri de değişti. Henüz, pratikte gerçekleşen değişim yasal yapıya yansıyarak kurumsallaşmadı; ama küçük bir azınlık dışında, “acaba bu gece bir darbe hazırlığı yapılmakta mıdır?” diye kafa yoran kalmadı. Öyleyse, “demokrasi kurulmasının önünde başlıca engel” ortadan kalktı. Ama demokrasi kurulmadı. Niye? Çünkü o engeli ortadan kaldırılan güç, kendisini, “yeni engel” olarak aynı noktaya dikti. Dolayısıyla “kuyruğa gelmişken”, birdenbire, “al baştan” durumuyla karşılaştık.

Bugün Tayyip Erdoğan’da cisimleşen “çoğunlukçuluk” aşamasına geldik. Geldiğimiz bu noktada, üstünde “demokrasi” yazan kapının tokmağını çevirebilir ve oradan içeri girebilirdik. Ama aslında bütün bu tarih, bunu yapma durumuna kadar gelen gücün o yazıyı okumasının ve anlamasının araçlarını da engellemişti. Onun için biz şimdi “Çoğunluk Destekli Keyfîlik” kapısından içeri girmeye başladık.

Murat Belge’nin yazısı