Cehaletin üzerinde yükselen bir zihniyet, gençlerine imam ya da polis olmaktan başka seçenek sunamayan bir zihniyet, süreklileşmiş yoksulluğu süreklileşmiş cehaletle idare etmeye çalışan bir zihniyet, din alıp satan, din pazarlayan bir zihniyet üniversitenin son kırıntılarını da temizliyor. Cehaletin saltanatı adına, “üniversite” adını hak eden son birkaç okula, “akademisyen” unvanını hak eden az sayıda bilim insanına saldırıyor, üniversite ve bilimi tasfiye ediyor, yok ediyor.
Bugün Türkiye’de birkaçını dışarıda tutarsak “üniversite” diye bir şey yoktur, çünkü üniversite, tabeladan, binadan, masadan, sıradan daha fazlasıdır. Üniversite bilim demektir, üniversite kütüphane demektir, üniversite bilimsel üretim demektir, özgür düşünce, eleştirel akıl demektir ve evet, Türkiye’de bugün üniversite yoktur. 12 Eylül ve YÖK beraberce üniversiteyi bitirmiştir, en üretken, en başarılı, dünya çapında en çok tanınan öğretim üyelerini tasfiye etmiş, Türk-İslam sentezci, taş kafalı, cahil, memur zihniyetli kadroları akademiye doldurmuştur.