Referandum kampanyası sırasında bir Selahattin Demirtaş’ın Türk, Kürt, Ezidi, Süryani kaç seçmeni derinden etkileyebileceğini bilmeyen kaldı mı?
Aydınlık yüzüyle alanlara çıkacak bir Meral Danış Beştaş’ın referandum sırasında AKP elebaşılarının uykularını kaçıracağını AKP’lilerden daha iyi bilen olabilir mi?
Hiç bağırıp çağırmadan konuşan Ayhan Bilgen’in parti sözcüsü olarak etkisi “devre dışı” bırakılmazsa referandumda AKP’ye batacak nasıl bir diken olduğunu AKP iktidarı gözardı edebilir mi?
OHAL koşullarında HDP’nin bırakınız mitinglerini, salon toplantılarının bile engelleneceğini bilmek için ille de kâhin olmak mı gerekiyor?
Referandum kampanyası sırasında ülkeyi “dikensiz gül bahçesine” çevirmek; alanları, sokakları “Hayır” diyecek, diyebilecek partilere, hareketlere, devlet zorunu kullanarak kapatmak AKP’nin görünen referandum stratejisi…
Ama bu “strateji” iflah olmaz bir siyasal körlükten fışkırmış. Farkında değiller ki içeri “tıktıkları” her HDP milletvekili bırakınız Kürtleri, Türk seçmende bile “Bu kadarı da olmaz ama” dedirtiyor.