Mevcut ‘başkanlık siyaseti’, sadece tek adama dayalı bir rejim kurguladığı için değil, daha önemlisi böyle bir millet/millilik/yerlilik anlayışı üzerine oturduğu için sorunlu. Bu şartlar altında, “kendi liderinize göre sistem kurguluyorsunuz ama, ya yarın başkası başkan olursa, bir de öyle düşünün” diye seslenmenin manası yok.
Milliyetçi-İslamcı-muhafazakâr kesim ve anlayış, sadece mevcut liderleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dolayı değil, bu ülkede yaşayan çoğunluğun milliyetçi-muhafazakâr olduğu için hep bu zihniyette olan bir tek adamı seçmenin en iyi yöntem olduğuna inandığı için onaylıyor.
Biliyor ki, çoğunluk, kendi meşrebine, mezhebine uygun olmayanı seçmeyecek, dahası güç tek adam ve çevresinde toplanacağı için başkan ve onu seçenler dışındakilerin artık esamesi okunmayacak. Onların siyasi anlayışı bu, bu anlayışa dayalı bir sistemde, fikren, din, mezhep, etnisite veya kültür ve nihayet farklı olanların yaşama hakkı çoğunlukta olanların insafına kalmış olacak.
Çoğunluk için, belli ki böyle bir toplum kurgusu sorun olmak yerine, tam tersi belli ki (milliyetçi/İslamcı/muhafazakâr/Sünni) ‘çoğunluk’ tahakküm kurma konusunda çok hevesli. Böyle bir anlayışın bir toplumu neden ve nasıl felakete götüreceği, belli ki o felaketler yaşanmadan anlaşılmayacak.