Fatih Yaşlı: Nisan'da yapılacak referandum 12 Eylül'ü üçüncü kez oylamak anlamına gelecek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Son derece ironik bir şekilde, 12 Eylül’le hesaplaşma adına gündeme getirilen 12 Eylül 2010 referandumu da, yürütmeyi güçlendirmesi ve yargının kısmi özerkliğini de bertaraf etmesi anlamında 12 Eylül mantığının bir devamıdır ve dönemin ‘yetmez ama evet’çilerinin söylediklerinin aksine, yapılan değişiklikler 82 Anayasası’nın felsefesine gayet uygun niteliktedirler.

İşte şimdi referanduma götürülecek anayasa değişiklikleri de, benzer bir şekilde anayasacılık hareketlerinin evrensel kriterleriyle uzaktan yakından alakalı olmayıp, 12 Eylül’ün mantığına uygun bir şekilde yasama ve yargıyı yürütmeye tabi kılmakta, onla da yetinmeyip yürütmeyi tek adamın üzerine tapulamaktadır. Tam da bu nedenle, Nisan’da yapılacak referandum 12 Eylül’ü üçüncü kez oylamak anlamına gelecektir. Sandıktan ‘hayır’ çıkarmak ise toplumsal muhalefetin öncelikli görevidir ve bu, ilk ikisine nazaran çok daha mümkündür.

Fatih Yaşlı’nın yazısı