Resmi 24 Nisan taziyesi, kim ne derse desin, devlet dili ve tutumu açısından bir milat oluşturuyor. Gelinen nokta Türk toplumunun giriştiği kimlik ve tarihle ilgili bellek seferberliğinin ve bu yolda ürettiği meşruiyetin doğrudan ve tartışmasız sonucudur.
Ancak bunlar, özellikle iç siyaset, Türkiye Cumhuriyeti’nin aldığı yolu ve geldiği noktayı ortadan kaldırmıyor. Soru şudur: Türk siyaseti ve devleti bu noktaya nasıl geldi? Gelinen nokta Türk toplumunun giriştiği kimlik ve tarihle ilgili bellek seferberliğinin ve bu yolda ürettiği meşruiyetin doğrudan ve tartışmasız sonucudur. Öykü önce toplumsaldır, önce toplumsal değişimle ilgilidir.
2000’ler Türkiye için pekçok açıdan ve pekçok alanda kopuş yılları olarak tanımlanabilir. 1915’e yönelik algılamanın değişimi de bu genel kopuş içinde anlam kazanmış, onun hem bir parçası, hem sonucu olarak karşımıza çıkmıştır.
Yeni dönemin alt yapısını, devlet alanında demilitarizasyon, temel hak ve özgürlükler alanında relatif bir genişleme, toplumsal alanda, İslami kesim açısından modernleşme, laik kesim açısından demokratikleşme eğilimleri oluşturmuştur.
Bu tablo farklı kesimlerin ana akımları arasındaki bir yakınlaşma üretmiş ve ‘toplumsal’ı belirleyici bir güç olarak öne çıkarmıştır. Toplumsal sahadaki bu devinim, bir dizi kırılma, yüzleşme, kabuk değiştirme hali üretmiştir.