Darbenin darbe olduğunu biliyorduk; o yüzden yenildi zaten! Ama demokrasinin ne olduğundan emin değiliz; o yüzden böyle devam ediyor zaten.
Bir darbeyi “demokrasi adına” yenen iktidar, halk, millet, muhalefet hep birlikte “demokratik bir ufka” yürümenin heyecanını taşır. Var mı o heyecan? Yok, ama olabilir Kamil!
Bir darbenin canına, ruhuna kastettiği şey eğer “gerçekten demokrasi” ise, hep birlikte onun canını, ruhunu, canlılığını idrak etmenin heyecanı paylaşılır. Var mı o heyecan? Yok, ama olabilir Kamil!
O yüzden şöyle bakınca daha pratik oluyor belki de: Darbeci, darbesini becerebilseydi, seçilmişleri devirmenin, hapsetmenin yanında başka ne yapacaktı? Temizlik! Kamuda sorgusuz, sualsiz ayıklama, tutuklama, ayırma. Eğitimde, üniversitelerde de.
Sıkıyönetim, OHAL vesaire.
***
Tamam, dünya tarihine geçecek bir direnişle “demokrasi” kurtuldu ama bir de baktık ki, bir elinde 36 yaşındaki 12 Eylül’ün OHAL sopası, bir elinde tarih boyunca, her yerde darbecilerin de kullandığı kimi araç!
Hem de iktidarın geçmiş “yol arkadaşlığı” sırasında, özünde “darbeci” dahi olmadan, şu okula, bu bankaya, o kadroya değmiş sıradan, mütevazı insanlara da sorgusuz sualsiz temizlik.