İhsan Çaralan: Darbelerde ilk iş, rahatsız edeceği düşünülen medya organlarının kapatılması olmuştur

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Bir ülkede az çok demokrasiden söz edebilmenin ölçütü bireysel ve toplumsal (sınıfsal) özgürlüklerin varlığıdır. Özgürlükler içinde en başta geleni de basın (medya) özgürlüğüdür. Çünkü, modern toplumda insanlar fikirlerini medya yoluyla aktarmaktadır. Bu yüzden de ülkeyi yönetenler soyutta düşünce özgürlüğünden, ifade özgürlüğünün varlığından söz ederler ama bu fikirler medya araçlarıyla kamuoyuna etkin biçimde aktarıldığında, gerçek niyetleri ve basın özgürlüğü karşısındaki tutumları ortaya çıkar.

Türkiye için de egemenler ve hükümetlerinin basın özgürlüğü karışındaki tutumları, onların ne kadar demokrat ne kadar despot olduğuna en yanılmaz ölçüt olmuştur. Bu durum darbeler, sıkıyönetim ve OHAL’lerde daha da açıkça görülmüştür.

Nitekim Türkiye’nin yakın tarihindeki bütün darbelerde ilk iş, darbecileri rahatsız edeceği düşünülen medya organlarının kapatılması, basımının ve dağıtımının yasaklanması, biat etmeyen gazetecilerin tutuklanması ya da işlerini yapamaz hale getirilmesi olmuştur.

AKP iktidarının, son 8-9 yılında en çok önem verdiği şeyin medyayı zapturapt altına almak olduğunu hepimiz yakından biliyoruz. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere AKP önde gelenleri, medyayı kontrollerine almak, muhalif gördükleri medyanın sesini kısmak için ellerindeki her imkanı kullanmıştır. Bu baskılar öylesine çeşitlenip artmıştır ki, AKP iktidarının bu son dönemi, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik çeşitli baskı yöntemlerinin çok etkin bir arada kullanılması bakımından, bütün önceki dönemleri çok aşan bir karakter göstermiştir.

İhsan Çaralan’ın yazısı