Taha Akyol: Devlette kadrolaşan, mistik yapının müritleri olmasıyla bir partinin fanatik yandaşları olması çok mu fark eder

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

15 Temmuz darbesi, ‘devlet içinde kadrolaşma’ olgusunun ürünüydü. Bu musibet hepimize ‘liyakat’ prensibinin önemini hatırlattı.

Devlette kadrolaşan ‘bizimkiler’in bir mistik yapının ‘müritleri’ olması ile bir partinin fanatik yandaşları olması çok mu fark eder? Her iki halde de liyakat ilkesi çiğnenmiş, devletin gücü tüm kamuya değil, belli bir zümreye tahsis edilmiş olur.

‘Bizden olanlar devleti’ bu çağda hayal bile edilemez.

Bundan dolayı, iktidardan duyduğumuz ümit verici beyanların ve liyakat vurgusunun mesela rektör atamalarında görülmesi gerekir. Kamudan çıkarılan elli bin kişinin yerine yenilerini alırken, en önemlisi yılbaşına kadar alınacak sekiz bin yeni hâkim ve savcıyı yazılı sınavdan sonra ‘sözlü mülakat’tan geçirirken mutlaka ‘bizden’ değil, ‘liyakat’ ilkesi uygulanmalıdır.

Taha Akyol’un yazısı