Devlet Güvenlik Mahkemesi yıllarının ‘iddialı’ savcısı Nuh Mete Yüksel, 2000 yılında Fethullah Gülen’le ilgili hazırladığı iddianamede Cemaat’in emniyet ve yargıdaki yapılanmasından bahsettiğini, ancak böylesi bir darbe girişimini kendisinin de tahmin etmediğini söyledi.
Yüksel, medyada, Cemaat’i soruşturduğunu söyleyen eski emniyet mensuplarının da aslında yalan söylediğini, o dönem Gülen’in ‘itibarlı’ olarak kabul edildiğini belirtti.

Anadolu Ajansı’na konuşan Yüksel, “Silahlı kuvvetlere bu kadar güçlü gireceklerini, sadece silahlı kuvvetlere değil, adliyeye de bu kadar güçlü gireceklerini, ele geçireceklerini tahmin etmemiştim. Ama ele geçirdiler. En sonunda da bu darbeyi de bu kadar güçlü yapacaklarını tahmin etmiyordum ama yaptılar” diye konuştu.
Bir dönemin en medyatik savcısı Yüksel, 2000 yılında Fethullah Gülen hakkında da soruşturma başlatmış, açılan dava üç yıl sürmüştü. Yüksel iddianamesinde Gülen’i ‘laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasa dışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak’la suçluyordu.
‘Emniyetin içine epeyce yerleşmişlerdi’
Davaya ABD’de olduğu için katılmayan Gülen suçlu bulunmuş, cezası dönemin ‘Rahşan affı’ olarak bilinen kanun gereği ertelenmişti. Ancak aynı davanın üst mahkemeye taşınmasıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24 Haziran 2008’de oy çokluğuyla Gülen’in beraatine karar vermişti.
O dönemi AA’ya değerlendiren Yüksel, emniyetten soruşturma için hiç yararlanamadığını belirterek şunları söyledi: “Piyasaya yayılan kendisinin konuşmalarını içeren kasetleri topladım. Bu arada onun eski talebesi olan bazı öğrencileri onun gerçek yüzünü görerek geldiler, davaya müdahil olarak katıldılar. Tanıklık yaptılar. Onlarla mesai yaptık. Rahmetli (Necip) Hablemitoğlu’nun kitaplarını okudum. Onun makaleleri çok nefis, zengin makalelerdi. Emniyetten hiçbir şey almadım, emniyet sıfır. Emniyetin içine epeyce yerleşmişlerdi.”
‘Fethullah o zaman bayağı itibarlı bir kişiydi’
Darbe girişiminin ardından özellikle medyada Gülen Cemaati’yle mücadele ettiğini söyleyen eski emniyet mensuplarını da eleştiren Yüksel şöyle devam etti: “Fethullah hakkında gerçekten soruşturma yapan bir grup vardı. Osman Ak ve Cevdet Saral. Osman Ak, yanlış hatırlamıyorsam Ankara Emniyet Müdürlüğü istihbarattan sorumlu emniyet müdür yardımcısıydı, Cevdet Saral da emniyet müdürlüğü yaptı. Bu grup samimi olarak soruşturmayı yaptı. Şimdi çıkıp ahkam kesiyorlar ‘Biz soruşturma yaptık, biz bunu yaptık, şunu yaptık’ diye. Bu yalan. O zaman söylediğim kişiler hariç hepsi Fethullah’ın yanında yer aldı. Çünkü Fethullah o zaman bayağı itibarlı bir kişiydi. Fethullahçı olmak demek, istikbalinin açılması, önündeki yollarının açılması demekti. Onun için hep Fethullah’ın yanında oldular.”
Gülen Cemaati’nin o dönemki gençlik yapılanmasını da irdeleyen Yüksel, ‘Işık Evleri’ndeki çoğalmanın zamanla emniyet, mülkiye, adliye ve askeriyeye sıçradığını belirtti.
‘Örgüte verilen talimatlardı’
“Buralarda güçleneceksiniz, çoğalacaksınız, buralarda devleti ele geçirecek güce erişinceye kadar mücadele edeceksiniz’ diye talimatlar verdi. Bu talimatları o zamanlar piyasaya çıkan kasetlerde gördük, okuduk” diyen Yüksel, şöyle devam etti: “‘Dünyayı elinize alacağınız güce erişinceye kadar, girişeceğiniz her hareket erkendir’ dedi. Bunu yasakladı. Bunlar, bir örgüte verilen talimatlardı.”
Gülen’in yıllarca iktidarlar tarafından desteklenen okulları için de ‘başlı başına ihanet yuvası’ değerlendirmesinde bulunan Yüksel bu okulları gezen bürokratların yapılan tanıtımları ‘kaba bir tabirle yuttuğu’nu söyledi.