Solun, sosyalizmin temel ilkelerinin asla devletçilikle, milliyetçilikle, laikçi baskılarla bağdaşamayacağı bir yana, bunlar sol gibi kabul gördü. Kürt meselesindeki ve Ermeni meselesindeki düpedüz ırkçı tavırlar bile kendisini solcu olarak gören bir kesim tarafından benimsenirken darbeci gelenek de o “sol“un 27 Mayıs darbesinde temeli atılmış bir unsuru hâline geldi.
Bu “sol”un CHP’den MHP’ye geçişi de bir ölçüde İşçi Partisi’nin etkisiyle ama esas olarak 30 Mart seçimiyle gerçekleşti. “Mansur Yavaş kurtuluşa kadar savaş” sloganıyla Ankara sokaklarında dolaşanların şuursuzluğu bu “sol”un finali oldu.
Finalin bir diğer tarafında da adında “komünist” kelimesi olan, Türkiye Komünist Partisi’nin tümüyle ulusalcı ve CHP hattında politikalar savunması yer aldı. 30 Mart öncesinin çatışma ortamının MHP’ye kadar sürüklediği bir “sol”un böyle bir final yapması bu dönemin en hayırlı siyasi gelişmelerinden biri olmuştur. Bu final ile hayat gerçek bir sola da yol açmıştır.