Suriyelilerin yaşam mücadelesi: Kadınlar aç kalıyor, 15'inden küçükler evlendiriliyor

 

burcu karakas kelleBURCU KARAKAŞ

brckarakas@gmail.com / @burcuas

Hayata Destek Derneği tarafından hazırlanan ‘İstanbul’daki Suriyeli Mültecilere İlişkin Zarar Görebilirlik Değerlendirme Raporu’, büyük şehirlerde yaşayan Suriyeliler hakkında çarpıcı bilgilere yer veriyor.

suriye 2
Saha çalışmasından bir kare.

Danışmanlığını İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Ayhan Kaya ve Aysu Kıraç’ın yaptığı rapor Küçükçekmece, Bağcılar, Başakşehir, Fatih, Sultanbeyli ve Ümraniye ilçelerindeki araştırmalar sonucunda hazırlandı.

Rapordan satırbaşları şöyle:

* İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre, Mart 2015 itibariyle İstanbul’daki kayıtlı Suriyelilerin sayısı 203 binin üzerinde (diğer bir ifadeyle, Türkiye’deki toplam Suriyeli mültecilerin yüzde 12’si). Avrupa’ya geçme teşebbüsünde bulunan mültecilerin giderek artmasıyla birlikte bu rakam Temmuz 2015 itibarıyla 317 bini aşarak (yüzde 64 artış) Mart 2016’da 395 bine ulaştı.

* Temmuz 2015 itibariyle Fatih’te kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı ilçe nüfusunun toplamının yüzde 6,1’ine (23 bin 800), Bağcılar’da yüzde 3,4’üne (25 bin 406), Başakşehir’de yüzde 5,3’üne (18 bin 291), Sultanbeyli’de yüzde 4,8’üne (9 bin 789), Ümraniye’de yüzde 1,2’sine (10 bin 928) ve Küçükçekmece’de yüzde 3,5’ine (27 bin 419) karşılık geliyor.

* İstanbul’daki Suriyeli mültecilerin yüzde 86,4’ü Halep bölgesinden, kritik öneme sahip bir azınlık (yüzde 7,2) ise Şam’dan geliyor.

İstanbul’a göçün nedeni işsizlik

* Anket sonuçları İstanbul’a yerleşmenin ardında yatan temel nedenin iş bulmak olduğunu gösteriyor (yüzde 54,8). İkinci en yaygın neden aile bağları ve diğer sosyal, etnokültürel ve dini ağlar gibi mevcut sosyal ağların bulunması. Üçüncü nedense İstanbul’un Suriyeli mülteciler için güvenlik ve emniyet sağlayan bir kent olarak görülmesi.

Yüzde 17’si kayıt yaptırmamış

* İstanbul’da bulunan her beş Suriyeli mülteciden neredeyse dördü Türkiye’ye kayıt yaptırdıklarını belirtiyor, yüzde 4’ü ise kayıt işlemlerinin devam etmekte olduğunu söylüyor. Mültecilerin yüzde 17’si kayıt yaptırmak için henüz başvurmamış. Kayıt yaptırmamış olanların yarısının kayıt yaptırmama nedeni İstanbul’a çok yakın bir zamanda gelmiş olmaları. Kayıt yaptırmamış olanların diğer yarısının büyük bölümü kayıt sürecinin aşamalarıyla ilgili yeterli bilgi sahibi olmadıklarını ifade ediyor. Sadece sınırlı sayıda kişi (yüzde 4,5) kayıt yaptırma niyetinde olmadıklarını belirtiyor.

* Suriyeli mültecilere günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunların neler olduğu sorulduğunda; görüşme yapılanların yüzde 30,4’ü işsizlikten şikayet ederken kalan kısmı bu sorunları Türkçe bilmemeleri (yüzde 17,4), yoksulluk (yüzde 13), istismar (yüzde 12,2), ayrımcılık (yüzde 11,3) ve sosyal hizmetlere erişimlerinin sınırlı olması (yüzde 7,8) şeklinde sıralıyor.

En az güvenilir kurum polis teşkilatı

* Suriyeli mültecilerin yüzde 11’i Türkiye’de en az güvendikleri kurumun polis teşkilatı olduğunu belirtiyor. Mültecilerin yüzde 25’inin en çok geleneksel ve dini kurumlara güvendiği, yüzde 25’inin de yerel belediyelere güvendikleri tespit edildi. Bu kurumları UNHCR ve uluslararası STK’lar gibi uluslararası örgütler izliyor (yüzde 20.8). Bu örgütleri yüzde 15’le Türkiye hükümeti ve Türkiye’de kurulu Suriyeli hayır kurumları takip ediyor. Türkiye’de en çok güvendikleri ikinci kurumun hangi kurum olduğu sorusuna verilen cevaplarda, Türkiye hükümeti ilk sırada yer alıyor.

* Ankete katılanlara çocuklarını okula gönderememelerinin nedeni sorulduğunda yüzde 26,6’sı çocuklarının çalışarak aile gelirine katkıda bulunmak zorunda olduğunu söyledi. Yüzde 20,3’ü eğitim masraflarını karşılama güçlerinin olmadığını ifade ederken yüzde 14,1’i yerel devlet okullarının kontenjan doluluğu nedeniyle kendilerini kabul etmediğini belirtti. Okula kayıt yaptırmamanın diğer nedenleri arasında; eğitim kurumlarının çok uzakta olması, kente yeni gelmiş olan ailelerin civardaki okulların durumuyla ilgili bilgiye sahip olmamaları, mülteci çocukların maruz kaldıkları zorbalık ve ayrımcılık nedeniyle okula gitmek istememeleri ve ailelerin kendilerini çocuklarını okula gönderecek kadar güvende hissetmemeleri yer alıyor.

Çocuk işçiler tekstil sektöründe

suriye
Başakşehir’deki hane anketleri esnasında çekilen bir fotoğraf. Yerel satıcılara satmak üzere parti oyuncakları yapan bir ailenin oturma odası.

* Ankete katılanlara çocuklarını çalışmak için nerelere gönderdikleri sorulduğunda, katılımcıların yarısı çocuklarının hazır giyim ve ayakkabı imalatı da dahil olmak üzere tekstil sektöründe çalıştıklarını söyledi. İstanbul’da çalışan çocukların üçte biri kiosklar, bakkal dükkanları, servis hizmetleri, kafeler ve restoranlar da dahil olmak üzere hizmet sektöründe çalıştırılmakta. Çalışan çocukların ebeveynlerinin beşte bire yakını çocuklarının mobilya üretimi, otomobil fabrikaları gibi sanayi sektörlerinde çalıştığını belirtiyor.

* Mülakat yapılan kişilerin yaklaşık yüzde 64’ü geçimlerini ağırlıklı olarak tekstil, inşaat ve hizmet sektörlerinde düzenli maaşla çalıştıkları işlerden kazandıklarını, yüzde 23’ü kendi becerilerine uygun hizmet sektöründe çalışarak günlük yevmiye kazandıklarını belirtti. Mültecilerin sadece küçük bir bölümü İstanbul’da resmi veya gayriresmi olarak kendi işini kurmuş.

Türklere 70 TL, Suriyelilere 30 TL yevmiye

* Bağcılar’da mülakat yapılan kişiler, ilçede çok sayıda fabrika ve atölye bulunması nedeniyle Suriyelilerin büyük çoğunluğunun ağır işlerde (inşaat, tekstil vb.) işçi olarak çalıştığını belirtti. Görüşme yapılan kurum temsilcilerinden birisi, çalışanlara düşük maaşlar ödendiğini, “Tekstilde Türklere 1.500 TL, Suriyelilere 750 TL; inşaat sektöründe ise Türklere 70-100 TL, Suriyelilere 30-40 TL yevmiye ödenmektedir” diye açıkladı. 0

* Mülteciler, sosyoekonomik kısıtlamalar bakımından çeşitli baş etme stratejilerine başvuruyor. Ailelerin yüzde 59’u her gün tüketilen öğün sayısını azaltırken, yüzde 58’i başka kişilerden yiyecek ödünç alma yoluna gittiğini, yüzde 29’u öğünlerde porsiyonları küçülttüğünü, yüzde 14’ü bebek ve çocukların beslenebilmesi için yetişkinlerin gıda tüketimini azalttığını belirtti. Yüzde 9’u bazı günler hiçbir şey yemediğini, yüzde 6’sı aile bireylerini yemek yiyebilmeleri için başka yerlere gönderdiğini ve yüzde 3’ü ailenin kadın fertlerinin gıda tüketiminde kısıtlamaya gittiğini ifade etti.

15 yaşın altındaki çocuğa anlaşmalı evlilik

* Ailenin temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla en çok sergilenen davranışlar borç almak veya veresiye gıda satın almak (yüzde 44), çocukları çalışmaya göndermek (yüzde 12), tasarruflardan harcama yapmak (yüzde 11), haneye ait varlıkları satmak (yüzde 6) ve dilencilik yapmak (yüzde 5). Görüşme yapılanların yüzde 2’si okul masraflarını karşılayamadığı için çocuklarını okuldan almak, verimli varlıklarını satmak, 15 yaşın altındaki bir çocuğunu anlaşmalı olarak evlendirmek veya yetişkin bir hane üyesini başka bir yerde çalışmaya göndermek zorunda kaldığını ifade etti.