Yeminli AK Parti karşıtlarının gözden kaçırdıkları önemli bir şey var. Bugün konjonktür başka türlüsüne izin vermediği için itirazlar demokrasi üzerinden yapılıyormuş gibi gözükse de, bu bir yanılsamadan ibaret. AK Parti başta Çözüm Süreci olmak üzere reformlar konusunda hala yalnız bir partidir. Erdoğan’ın hedef seçilmesi, kendisinde toplanan gücü reformlardan yana kullanıyor olmasından.
Bundan sonra da, Çözüm Süreci ve bilumum reformlarda AK Parti’nin yalnızlığı sürecek, muhalefet ve mobilize edebildiği güçler, değişik demokratik ambalajlar üzerinden temelde bu reformlara karşı çıkacaklardır. Yapmadığı müddetçe yap derken, AK Parti o şeyi yaptığında buna engel olmaya kalkışacak ve bu o mahallede çelişkiye yol açmayacaktır.
Erdoğan’ı diktatörleştirme kampanyası, bu çelişkiyi etkili oldukları tabandan gizlemek içindir. Demokrasisi oturmuş bir ülkede, Çözüm Süreci tabii ki desteklenir, bırakın ittifaka gitmeyi, paralel devlet ile mücadele edilmemesi halinde iktidardan hesap sorulur. Ama bizde, solcusundan sözde liberaline kadar ittifakın tüm parçaları, -üstelik bu denli laiklik takıntılı oldukları halde- paralel yapının oyuncağı haline gelmiş durumdalar.