En tehlikeli milliyetçilik, din sosu kullanandır. Sırtını dine dayadığı zaman tahakkümcü ve hegemonik politika; ilahi, kutsal ve manevi olanı suistimal ve istismar eder.
Kelimeler keskin bir aletin bedende yara açması gibi zihinde iz bırakır. “Kelime”nin kök anlamı da budur zaten. Kavramların her biri düşünce dünyamızın birer kodu hükmündedir. Kendi semantiğinden koparılmış bir kelimenin, hakikat temelinden tecrid edilmiş düşünce hükmünde olduğundan, bizi yanlış menzillere götürmesi mukadderdir.
Milli olan herkese tek resmi kimlik, tek elbise biçip dikerken; Müslümanlık dolayısıyla kardeşleri, örfi olarak biri diğerinin benzeri toplulukları, bölgesel olarak biri diğerinin yanında yaşadığı komşuları farklılaştırır; sonra ayrıştırır, kutuplaştırıp çatıştırır. Çünkü milli doktrine göre tarih milletlerin birbiriyle kavgasından ibarettir ve her millet diğerlerine üstünlük kazanma hakkına sahiptir.
Milli devletler maddi, ekonomik ve askeri olarak güç yarışına girdiklerinden ne din kardeşliğini tanır, ne komşuluk hakkına veya insani yüksek ahlaki erdemlere saygı duyar. Milli politika ve strateji milli devletin başkalarının aleyhinde güçlenmesi fikri üzerinde yükselir. Doğası gereği yönelimi askeri-politik tahakküm ve kültürel hegemonyadır.