Yalanı baş tacı edenler, elbette doğrudan hoşlanmıyorlar. Kürt coğrafyasında olup bitenlerin duyulmasından ise hiç hoşlanmıyorlar. Onun için Kürt medyasına baskı yaparken, gencecik meslektaşlarımızı sudan nedenlerle tutukluyor, gözaltına alıyor, çırılçıplak aramaya tabi tutuyorlar.
Korkutarak, aşağılayarak terbiye etmeye çalışıyorlar gazetecileri. Ama nafile…
Bu yola ilk başvuran onlar değil. Son da olmayacaklar. Kötü yola düşen herkes gerçekten korkar. AKP kötü yola düştü ve şimdi bu gerçeğin duyulmasını istemiyor.
Hurşit Külter’in hesabının sorulmasından korkuyor, Suriye’de radikal İslamcılarla yaptığı yatak arkadaşlığını ortaya çıkmasından korkuyor, Rıza’nın itirafçı olup AKP’li dostlarıyla kara paraları nasıl kırıştıklarını anlatmasından korkuyor.
Bu kadar korkuyla yaşayan bir iktidarın, çözümü sansürde, baskıda, yasakta araması normal elbette…
Gerçek gazeteci, demokrasinin sigortasıdır. Yaptığı haberlerle halkın, yöneticilerin eylemlerinden haberdar olmasını ve oyunu sağlıklı biçimde atmasını sağlar. Gazetecinin susturulduğu bir toplumda demokrasi de adalet de olmaz.