Gazeteci-yazar Ece Temelkuran, New York Times gazetesi için kaleme aldığı yazıda, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda 45 kişinin hayatını kaybettiği saldırıların ardından toplumun büyük çoğunluğuna sirayet eden kayıtsızlığa dikkat çekti.

ABD’nin köklü gazetelerinden New York Times için bir yazı kaleme alan Temelkuran, intihar saldırıları sonrası uygulanan yayın yasağıyla ilgili şunları yazdı: “Ertesi gün, hükümetin desteklediği anaakım medya saldırıları lanetlerken biz 24 saat boyunca gerçek bir haber alamadık. Sonra, genellikle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sahne alır ve Türkiye’nin ne kadar şahane olduğunu anlatır bize. Çoklukla yeni yapılan köprülerden ve yollardan bahseder. Ve güçlü bir “Birlikten kuvvet doğar” nakaratıyla da bitirir. Birlik dışında herhangi bir duygu vatan hainliğidir.”
Yazısında, son birkaç yıl içerisinde yaşanan ölümler karşısında sergilenen vurdumduymazlığa da dikkat çeken Temelkuran, sözlerine şöyle devam etti: “Bu arada havalimanı yıkanmış, insan kanından ve parçalarından arındırılmış. Çarşamba sabahı erken saatlerde devlet medyası havalimanının hizmete açıldığını duyuruyordu. Bazıları, hükümet yanlıları muhtemelen, sosyal medyada şunula övünüyordu: ‘Belçika’da günler sürmüştü ama biz bir kaç saatte üstesinden geldik. Bu sevinçli yorum iktidardakiler tarafından nasıl vurdumduymazlığa itildiğimizin örneklerinden biri sadece. Bu vurdumduymazlık son bir kaç yıldır işleniyor içimize. Bazı tedirgin edici anlar var öne çıkan.”
‘İşte kaybetmek budur’
Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğiyle kafasından vurularak öldürülen Berkin Elvan‘ın ardından yaşanan kayıtsızlığı da hatırlatan yazar, “Bu masum kurbana duyulan üzüntü daha fazla gösteriye yol açtı, ta ki zamanın başbakanı Erdoğan, ölümünden sadece bir kaç gün sonra küçük çocuğu terörist ilan edene dek. Bir mitingde kalabalığı, ölen çocuğun ailesini yuhalamaya teşvik etti. Kalabalık da sınırsız bir coşkuyla yuhaladı” diye yazdı.
Temelkuran yazısına şöyle devam etti: “İşte kaybetmek budur. Hiçbir şey olmamış gibi yapıp hayata devam etmeyi de böyle öğrenirsiniz. Aksi bir inanış vahşi bir güruha karşı gelmeyi gerektirir — arkasında hükümetin gücü olan bir güruha. Saldırıdan otuz saat sonra Atatürk Havalimanı’ndan Berlin’e uçacaktım. Elbette uçuşum iptal edilmemişti. Havalimanına giderken orada çalışanlara başsağlığı dilemeye karar verdim. Ama havalimanına girdiğimde ortamdaki ruh hali o denli normaldi ki, hiç zahmet etmedim.
Uçağa biniş vaktini beklerken Twitter’a baktım. İnsanlar, Bosna, Kosova, Çeçenistan ve Irak’tan geçtiği haberlerle tanınan mühim bir gazeteci olan Şerif Turgut’un ürkütücü sözlerini paylaşıyordu: ‘Savaşların başlangıcında bir eşik var’ diye yazmıştı Mart ayında. ‘O eşik toplu ölümleri kanıksatma ve sistematikleştirme’ diye yazmış ve eklemişti: ‘Siz siz olun, toplu ölümleri kanıksatmalarına izin vermeyin.’
Yazdıkları şunu sordurdu bana: Ölü bir çocuğun yuhalandığı, ya da ölümün gözardı edildiği ve akıl almaz olayların ardından normal hayatın devam ettiği bir toplumda ne olabilir ki?”