2002’den beri AKP tek başına hükümet kurabileceği bir Meclis çoğunluğuna sahip. Ancak sadece hükümet kurabilmek yetmiyor. AKP’nin Türkiye’nin geleceğini biçimlendirmek için daha geniş bir “güçler birliğine” ihtiyacı var.
Çünkü AKP: Eğitim sistemini sil baştan ve öncekinin hemen hemen tam tersine değiştirmek istiyor.
Yargı erkini “O yargıcı, bu savcıyı daha pasif görevlere getir, kilit noktaları hukukçuluğunu unutmuş, iktidarın memuru olmayı seçmiş yargıç ve savcılarla donat”la yetinemiyor. Anayasadan yasalara bütün sistemi yeniden biçimlendirmek; demokrasinin kul yapısı yasaları yerine İslam’ın göksel yasaları bağlamında yürürlükteki hukuku yeniden tanımlamak istiyor.
Orduyu darbe yapabilecek bir tehdit unsuru olmaktan çıkarmak yetmiyor; siyasal iktidarını pekiştirmek ve kalıcı kılmak için kendi halkına karşı kullanabileceği bir vurucu güç haline getirmek istiyor.
“Medya”yı en küçük bir çatlak sesin, muhalif görüşün yer alamayacağı bir “sahibinin sesi” konumuna getirmek istiyor.
Kürt sorununda çözümü Kürt siyasal hareketinin bütün bileşenlerini tümüyle yok etmekte buldu ve bunda kararlı görünüyor.