Türkiye Kürtlerinin Sünnici-İslamcı çizgiye savrulmasının, Türkiye’nin demokrasi ufku açısından da çok rahatsız edici sonuçları olur. Zaten Türkiye’de devletin politikası, öteden beri, feodal ilişkiler ve din kardeşliği temelinde Kürtlerin siyasallaşmalarının önünü kesmek şeklinde tezahür etti.
AK Parti’nin izlediği siyaset de bu çizgiden hareket ediyordu. Dahası, bölgede İslamcılığı mobilize etmek, AK Parti döneminin öncesinde icat edilmiş bir devlet politikası idi, sonuçları ortada. 2013 barış sürecinin en başında Öcalan’ın ‘İslam kardeşliği’ vurgusu dahi Kürt Aleviler açısından sorun yarattı.
Dahası mesele sadece Aleviler değil, siyasetin din, mezhep parantezine sıkışması. Sıklıkla altı çizilen Türk ve Kürt Sünniliği ittifakı, Türklere de, Kürtlere de, bu ülkenin tamamına da çatışma ve gerilimi arttırmak ötesinde hiçbir şey vaat etmiyor.
PKK-HDP çizgisi, çatışma, gerilim siyasetlerinden bazen Kürt orta sınıfının gelişimini iyi okuyamadı, ama muhafazakârlık adına siyaset yapma iddiasında olanların da şehirleşen, orta sınıflaşan Kürtlere daha iyisini vaat edemeyeceği, Türkiye’nin yaşadığı ‘muhafazakâr-demokrat’ iddialı AK Parti tecrübesi ile anlaşılmış oldu. Kaldı ki Kürt muhafazakârlığı adına siyaset yapmaya kalkanların, Kürt radikal İslamcılığı tarafından sıkıştırılma ihtimali daha büyük.