Değişen hükümetlerin, Anadolu Ajansı’nı (AA) bir arpalık olarak kullanmaları, tanıdığı, bildiği kişi ve gazetecileri buralara atamaları, haber akışı üzerinde kontrol sağlamaları, istedikleri haberleri yaptırmaları Türkiye’nin bir gerçeğiydi.
Ama burada çalışanlar, her ne kadar “devlet memuru” olsalar da, gazeteciler için yine meslektaşlarıydı.
Çünkü, AA haberleri tek bir kaynaktan beslenmiş, yönlendirmeli gelmiş olabilirdi (her haber gibi) ama çarpıtılmış, eksik, yalan, ve yanlış olamazdı. Liderlerin konuşmaları bire bir teyp marifetiyle çözülür, objektif olarak, çarpıtılmadan verilirdi. Doğrunun ne olduğunun anlaşılması için AA’nın metni beklenir, ona itibar edilirdi. Son söz her daim onundu. Güvenilirdi.
İşte AKP iktidarı ile birlikte, AA’nın yönetiminin değişmesine (basının ve iktidarların ayıplarından biri), kimse itiraz etmedi. Ama bu kez farklı olarak haberler de değişti.
Artık çarpıtılan, eksik verilen, hiç görülmeyen, geç verilen, güvenilmez haberler AA’nın başlıca özelliği hâline geldi. Gazetelerin, televizyonların ‘yazıişleri’ AA’nın haberlerini almak, okumakla birlikte süzgeçten geçirmeye, rezerv koymaya AKP iktidarı ile başladı.
AA’nın, onu, doyumsuz bir ölçüsüzlükle kullanan AKP ile misyonun sonuna geldiğini söyleyebiliriz.
Bugün gelinen noktada, medya hükümet kontrollü gazetecilikten AA’nın bu ölçüsüzlüğü nedeniyle belki kurtulacaktır (bin nasihatten iyidir).