Ruşen Çakır: Erdoğan Cemaat'e karşı başlatacağı savaşı Çankaya'dan yürütemez

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bundan sonra kim ne yapar? Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı adayı olmak isteyeceğini düşünmüyorum, zira cemaate karşı başlatacağı savaştan ne kısa sürede sonuç alması ne de bu savaşı Çankaya’dan sürdürmesi mümkün. AKP tüzüğünü değiştirip genel seçimlere partisinin başında girmeyi tercih edeceğini düşünüyorum.

Fethullah Gülen’in kısa vadede önceliği, cemaat saflarında yaşanan hayal kırıklığının üstesinden gelmek olacaktır. Bunun için iki seçenek var: Ya sessizce yaralar sarılmak istenecek ya da tam tersine “en iyi savunma saldırıdır” denilerek hükümete ve Erdoğan’a yönelik kozlar dört bir koldan sürülmeye devam edilecek.

30 Mart bize CHP’deki sorunun iktidar partisini eleştirmekten önce kendisinin nasıl iktidar olacağını ikna edici bir şekilde anlatma meselesinden kaynaklandığını bir kez daha gösterdi. Bir de tabii seçimde başarılı olamayanların öncelikle kendilerini eleştirmeleri gerektiğini hatırlattı. Bu bağlamda CHP yönetimi 30 Mart kampanyasını cemaatin kendilerine sunduğu (kimi zaman sadece bir bölümünü paylaştıkları) malzeme üzerine bina etmenin nasıl bir vahim hata olduğunu kabullenmekle işe başlayabilir.

Mustafa Sarıgül bu seçim sonuçlarının kendisinin önünü iyice açmış olduğunu düşünüyor olabilir. Fakat CHP’nin tek sorunu liderlik değil, hele temel sorunu hiç bu değil. Dolayısıyla Sarıgül’ün hep bir başkasıymış gibi bahsettiği Sarıgül’den çok, onun fikirlerini, projelerini pazarlaması ve iktidara taşımaktan önce, CHP’ye, kaybetmiş olduğu anlaşılan ana muhalefet partisi olma özelliğini yeniden nasıl kazandıracağını anlatması gerekiyor.

Ruşen Çakır’ın yazısı