CHP baş yöneticisi şimdi en hafif deyimiyle sinizmin temsilcisidir. Nedir sinizm? İnsanın erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan bütün gereksinmelerden sıyrılarak kendi kendine erişebileceğini savunmaktır. İlkesizliktir. Ama partiyi filan hiçe sayıp ‘kendi kendine’ inatla izlenen böyle ilkesiz bir siyaset, haldeki durumda erdem ve mutluluk filan değil sadece diktatörlük yoluna halı sermeyi hatırlatıyor.
Bu arada CHP’nin baş yöneticisi sandıktan, referandumdan korktuğunu da itiraf etmedi mi? Etti. Seçim olmasa ne güzel ana muhalefette kalırım demedi mi? Dedi. İyi de parlamentodan vazgeçip yeniden kuvvayı milliye olmaya mı karar verdi? Hayır, vermedi.
Keşke, faşizme karşı halk kuvvası, kuvvetleri olabilseler… Ve hiç olmazsa artık şunu öğrenebilseler: Bugün parlamentoya giden yol bile sandıktan önce sokaktan geçiyor.
Sadece HDP’lileri değil CHP’lileri de hapse atacaklar. Şimdi fiilen kapattıkları parlamentoda sadece ekose ceket giymiş badem bıyıklı adamları bırakacaklar.