Ayrıca unutmamak gerekir ki, Kürt meselesi ve Kürt hareketinin toplumsal-siyasi talepler kümesi olarak algılanmaktan adım adım çıkması ve bir uluslararası egemenlik kavgası etrafında ele alınması (ki kısmen, ancak sadece kısmen doğrudur) da ‘sorun-çözüm-siyaset’ inancını önemli ölçüde baltalamaktadır.
Örgütün savaş propagandası etrafında yapılanan, ‘Erdoğan-katliam’ gibi zırva denklemleri dolaşımda tutan bir garip muhalif bakış da savaşçı dili yeniden üreterek bu inançsızlığa katkıda bulunmaktadır.
Doğru olan bu sorunun iç ve dış dinamiklerle olan ilişkisini ayrı ayrı, ama bir bütün olarak okumak, sorunu yeniden ulusal sınırlara çekmenin yollarını aramak, PYD’ye ve Kürtler arası ilişkilere bakışta resmi görüşü revizyondan geçirmek ya da bunu tartışmaktadır.
Devlet için de, siviller için de… Aksi halde sorun yumağı katlanarak büyüyecektir. Uzlaşı siyaseti ise kaçınılmazdır.