Tabii, bir başka önemli gelişme, Salih Müslim’in Cenevre görüşmelerinde yer almayacak olması üzerine Suriye Demokratik Meclisi Eşbaşkanı (Arap) Haytam Menna’nın, Müslim ile İlham Ahmed’in yani Kürtlerin katılmaması durumunda kendilerinin de Cenevre’de yer almayacaklarını açıklaması oldu.
Böyle bir ‘soğuma’, Washington’u Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD’e karşı ‘tek kara savaş gücü’nden mahrum bırakır ve Suriye’de S.Arabistan-Katar ve Türkiye’nin peşine takılma mecburiyeti görüntüsüne sokar.
İktidarın, Türkiye’de izlediği ‘sürdürülemez’ ve ‘kazanılamaz’ Kürt politikası, şimdi Suriye’ye de sirayet etti. ‘PYD’ye karşı diplomatik zafer’ kazanırken, Cenevre’de ‘uluslararası diplomasi’yi sakatladı.
Türkiye’nin ‘gücü’ bir kez daha gösterildi. Ama, bu, Suriye’de barışa yönelik ‘hayırlı’ bir sonuç çıkartmak için olmadı.
Ne olursa olsun, Cizre’de Kürtlere üzerinde ortaya konulan Türkiye’nin ‘ateş gücü’, Cenevre’de Suriye Kürtler üzerine ‘diplomatik ağırlık’ olarak indi…