Türkiye zaten bir ara rejimden geçiyordu, şiddet sarmalında hukuk ve özgürlükler alanı daha da daralacak. Askerî ara dönemlerde tankların gölgesinde üretilen şiddet ve baskı, bu sefer halk desteği, daha doğrusu çoğunluk desteği şeklinde üretiliyor.
Çoğunluk desteği üretebilmek için ise, birilerinin nefret edilecek ölçüde hem alçak, hem zalim hem de hain olması gerekiyor. 1128 akademisyenin bildirisi, ateş hattında, elleri tetikte bekleyenler için havaya fırlatılan bir oyuncak hedef muamelesi görüyor. Çoğunluk için yüksek karakterli olma, mazlumiyeti gösterme ve vatanseverliğini kanıtlama fırsatı doğuyor. Hedef delik deşik ediliyor.
Otoriterleşmenin mantığını ve gücünü hafife almayın. Sanıldığı gibi otoriterleşmenin gündemi, “başkanlık sistemine geçmek” değil. “Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim” diyor, Şair Yılmaz Erdoğan.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da, başkanlık sistemini değil, “başkanlık ihtimali”ni seviyor. Bu tartışmanın gündemde kalması, başkanlık sisteminden daha fazla güç ve iktidar üretme kapasitesi taşıyor. Bazen bir sürecin kendisi, elde edeceğiniz neticeden daha çok fayda sağlar. Başkanlık sistemi tartışması tam olarak bu imkânı veriyor.