Ben Can Erdem ya da Erdem Can.
Dün Silivri mapushanesinin önünde, 9-12 nizamiye nöbetçisiydim.
Benimki (bizimki) biraz tuhaf bir nöbet. Nizamiyedeki üniformalı nöbetçiler içeriden kimse kaçmasın diye nöbet tutuyorlar. Bense nizamiyenin tam karşısında nöbete başladığım andan itibaren 70’li yılların deneyimi ve alışkanlığı ile “Acaba tünel kazsak nereden başlamalı” filan gibi uçuk kaçık ama keyifli düşüncelere daldım.
…Öğlene doğru CHP’li milletvekillerinden bir grup geldi. Onlar da Can ve Erdem için gelmişlerdi.
Onlara, “Siz misafirsiniz, ben nöbetçiyim” diye hava basmaya kalktım. Nafileymiş. Onlar milletvekili olmanın ayrıcalıklarından yararlanıp nizamiye kapısında selama duran üniformalı nöbetçilerin arasından geçip “görüş”e gittiler. Ben arkadaşlarımı kalın bir camın ardından da olsa görememenin, seslerini duyamamanın kederiyle iskemlemde nöbete devam ettim ve…
… Ve büyüyünce milletvekili olmaya karar verdim.