Türkiye, Rusya ile yaşadığı krizde makul ve ölçülü davranan, masayı işaret eden taraf olarak takdir toplarken bir anda Irak’la da “konjonktürel” bakımdan papaz olacağımız bir pozisyona geçiyor.
Türkiye, eğitim faaliyetleri için ve davet üzerine asker yolladığını söyleyerek haklılığını kanıtlamaya çalışırken Irak’tan “48 saat süre tanıyoruz… Rusya’yı yardıma çağırırız valla” tepkileri geliyor.
Buyur buradan yak diyemeyeceğim, kimse bir süre bir şey yakmasın mümkünse…
Rantı yüksek, çok katmanlı ve hatta çözümsüz hali çözülmüş halinden daha az tehlikeli olan Ortadoğu hesaplaşmasında filmin sonunu kestirmek mümkün değil.
“Omzunda füzeyle Boğaz’dan geçen Rus askeri” gibi absürd-provokatif görüntüleri ileride gülerek anacağımızı ummak, oynanan oyunun finalinde roketin patlamayacağını düşünmek günlük hayatlarımızı sürdürmemizi sağlıyor şimdilik.
“Roket omza!” komutuyla dünyanın en güzel kentinin ortasından geçen Rus askerini sıradan bir Kabataş-Üsküdar vapur yolcusu rahatlığıyla seyrettiğimiz günlerin hem kıymetini bilelim, hem de “barış”ı korumak için elimizden geleni ardımıza koymayalım.