NUR BANU KOCAASLAN
nurbanukocaaslan@diken.com.tr / @nurkocaaslan
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde dört günlük sokağa çıkma yasağının bıraktığı tablo bir savaş ortamından farksız.
Dört günün ardından ilk kez açılıyor dükkanlar. Kepengini açan çoğu esnaf ‘hasar tespiti‘nde bulunuyor. Çoğunun camı inmiş, kepenklerde çatışma izleri var. “Burası bir şey değil, Kurşunlu camisine gidin” diyorlar. Ara sokaklardan ilerleyerek gidince karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor:

Sabah erken saate rağmen caminin geldiği hale bakan küçük bir kalabalık oluşmuş. Konuşmaya başladığımızda kiminin günlerce evinden çıkamadığını, kimininse mahalleye giremediğini, günlerce çocuklarını göremediğini öğreniyoruz.
Neler olduğunu sorduğumuzda çoğu aynı şeyi söylüyor. PKK’nın çatışmasızlık açıklamasından sonra hendeklerde duran ‘YDG-H’li gençler’ sokağa çıkma yasağının ilk gününde geri çekilerek hendekleri terk etmişler. Özel harekatın neden üç gün daha kaldığı sorusunun yanıtı yok.

“Açıkçası halka sıktılar” diyor biri: “90’lardan beterdi, 90’ları yeniden gördük. Sivil herkes potansiyel terörist. Burnunu çıkardığın an kurşun geliyor. Bak camiye, şimdi gerçekten ‘kurşunlu’ oldu.”
Cami bahçesindekiler 12 yaşındaki Helin Şen’in yengesinin peşinden fırına giderken panzerden açılan ateşle başından vurulup can verdiğini söylüyor. Çatısında kuşlara yem verirken boynundan vurulan 27 yaşındaki Halil Tüzülerk hayatını kaybetti. Uzun süre evde cenazesi bekletilen Tüzülerk’in eşi hamileydi.

Camiyi ilk gördüklerinde Türk bayrağı asılıymış, sonradan indirilmiş. Zaten başka sokaklarda daha gözümüze duvarlara işlenmiş ‘ay yıldızlar’ çarpıyor. Kimin yaptığını görmemişler ama “Özel harekattır” diyorlar. Duvar yazılarının en büyüğü birazdan yıkık dökük bir evin önyüzünde çıkacak karşımıza. ‘Türk’ün gücünü göreceksiniz‘ sözleri ‘Esedullah timi‘ imzasıyla…

‘Sanki devletin polisi değil de IŞİD’li gibi’
Sokaktaki halk operasyon boyunca gördükleri bazı silahlıların hiç de polise ya da özel harekata benzemediklerini kaydediyor. Biri, “Özel harekattan beterdi. Kime hizmet ettikleri belli değil. Yüzleri kapalı. Bazılarında uzun sakallar vardı. İlaç kullanıyor gibi bakıyorlardı” diyor.

Benzer bir şeyi ileride ilkokulun bahçesinde de dinliyoruz bir gençten. Korktukları için çoğunlukla isimlerini vermek ya da fotoğraflarının çekilmesini istemiyorlar ama herkes konuşup gördüklerini anlatmak istiyor. “Hafif başımı uzatıp pencereden baktım. Buraya gelen devletin normal polisi değildi. Siyah, uzun sakallı, hiç polise benzemiyor. Ben onların polis olduğuna inanmıyorum. ‘Çabuk içeri gir’ diye bağırdı. Uzun sakallarıyla sanki devletin polisi değil de IŞİD’li gibi görünüyor. İnsanlara bakışını bir görseniz, vahşet içinde” diyor genç çocuk.
‘Taramışlar, içeride gençler vardır diye’

Bahçedeki ağaçları dikip yıllarca orayı ‘adam etmek‘le uğraştığını söyleyen adam içeride kalan polisin verdiği zararı anlatmaya başlıyor: “Bu bizim sözde devletimizdir. Kapıyı panzerle açmışlar. Önce taramışlar içeride gençlerden var mı diye. Burayı mesken edinmişler. Çocuk çoluğumuzu kime teslim ediyoruz, güvenemiyoruz. Semaver vardı burada tekmeyle indirmişler. Tavana ateş etmişler. Televizyonu kırmışlar. Biliyorum benden beter insanlar var ama adalet de bu değil devlet de bu değil. Bunlar bizi hiç insan sıfatına sokmuyorlar.”
‘Korkma devlet geldi’

Herkes ablukada ne yaşadıklarını anlatmak istiyor. Bir adam yanıma yaklaşıp ‘Burayı da çek‘ diye evine götürüyor. Karısı anlatmaya başlıyor, elektrik olmadığı için komşudan kablo çekmişler, bu kablo şüpheli göründüğü için evin kapısını patlatmışlar: “Baba roket atıyorlar’ diye bağırdı oğlum. Koştuk evin arkasına doğru. İçeri girdiler. ‘Korkma devlet geldi’ dedi, ‘Sizi teröristlerden koruyoruz, sizin için buradayız’. Bizi çıkardı, evi aradılar gençler buraya mı saklandı diye. Kapıyı niye patlatıyorsun çalsan biz açmaz mıyız? Gencin burada işi ne? Gençler buraya girer mi, bilmelerine rağmen patlatıyorlar.”
Asıl terör odur

Fırına ekmek almaya giderken öldürülen 12 yaşındaki Helin Şen’in vurulduğu yerdeyiz. Yerde hala kan izleri duruyor. Vurulma anını görenler o sırada çatışma olmadığını, ateş açılan yerin karşısında YDG-H’li kimse bulunmadığını söylüyor. Yengesinin peşinden giden Helin panzerden açılan üç el ateşle yere düşüp orada can vermiş. Kimse yanına yaklaşmaya cesaret edememiş, sonunda komşusu onu yerden alıp evine taşımış.

Helin’in hikayesini dinlerken bir başka kadın ‘Eşim sizinle konuşmak istiyor’ diyerek evine götürüyor. Eşi sokağa çıktığı bir anda hedef olmuş, ayağından vurulmuş. Hastaneye götürüldüğünde polisler ‘Seni kim vurdu’ diye sormuş bir de. ‘Siz vurdunuz‘ demiş. Israrla aynı şeyi söyleyince polisle çatıştığını öne sürüp yaralıyken gözaltına almışlar.
Sokaklar hep başka bir hikayeyle karşılıyor sizi.
Genç bir kadın yanındaki erkek çocuğunu göstererek başlıyor anlatmaya: “Benim oğlum bu, sıkılıyor çocuk kağıttan silah yaptık oynasın diye. Polis ‘Sen ne yapıyorsun?’ diyor. ‘Sana sıkıyorum’ diyor oğlum. ‘Neden?’ diyor, oğlum ‘Çünkü sen Helin’i öldürdün ben gördüm’ diyor. ‘O zaman hadi git seni de öldürmeyeyim’ diyor polis. Helin’in ne suçu vardı, silah mı sıkıyordu, ekmek almaya gidiyordu kızcağız. Terör diyorlar bize. Asıl terör Erdoğan’dır. Terör odur.”
* P24 koordinasyonunda gerçekleştirildi.