NUR BANU KOCAASLAN
nurbanukocaaslan@diken.com.tr / @nurkocaaslan
Yer Diyarbakır, merkez ilçe Sur’daki Dağkapı Meydanı. Saat 10 sularında bir grup insan polis barikatı önünde bekliyor, girişe izin verilmesi umuduyla.
Türkiye Ankara’da hayatını kaybedenleri dört bir yanda uğurlarken Sur girişindeki gergin bekleyişin sebebi, bu yazı yazılırken üçüncü günündeki sokağa çıkma yasağı.
Barikat önünde bekleyiş

Bir grup gazeteci olarak polis barikatını aşmamız gerek, kente P24 koordinasyonunda geldik ve otelimiz içeride. Polislerle yapılan görüşmeler ve araçta arama sonrası biz barikat noktasına oldukça yakın otelimize girebiliyoruz. Daha ilerisine izin yok. Ancak halk geride kalıyor, neden beklediklerini sorduğumuzda, “Akrabalarımız, ailelerimiz içeride” diyorlar. O bekleyiş neredeyse gün boyu sürüyor.
İçeri girdiğimiz sırada iki ambulans peş peşe çıkıyor, yaralı mı taşıyorlar bilemiyoruz. Her sokakta uzun namlulu silahlarıyla polisler konuşlanmış durumda. Otele kadar iki ayrı polis barikatı var. Sokaklar ‘insandan arındırılmış vaziyette’, yerlerde çöpler göze çarpıyor.
Giriş serbest, çekim yasak
Bu giriş ve çıkışı bir kez daha tecrübe edeceğiz. Çanta, araç kontrolü; nöbeti devralan her polise yeni bir izah yaparak: ‘İznimiz var’.
Öğleden sonra ‘yasaklı bölge’ye ikinci girişimizde çatışma sesleri duyuluyor. Halk hala barikatın önünde bekleyişini sürdürüyor. Kısmi geçişlere üst aramasıyla izin verilmiş durumda: “Yaşlılar ve ‘bayanlar’ girebilir, gençler giremez.”
İçimizden bir yabancı gazeteci karşı sokakta gelmekte olan bir polisi çekince “Sen kimi çekiyorsun ya” çıkışıyla karşılaşıyor. Polisin ne dediğini anlamasa da tepkinin sertliğinden ‘mesaj’ı anlayıp, adımlarını hızlandırıyor. Diğer polisler uyarıyor, “Girmeye izniniz var, çekim yapamazsınız”. O sırada bir sivil polis de bizi kayıt altına alıyor. Şaşırtıcı değil.
Polisi bile korkutan ziyaretçiler
Hayatını kaybeden sivillere dair duyumlar var. Bunlardan biri sonradan hayatını kaybettiği kesinleşen 12 yaşındaki Helin Şen. DİHA muhabirleri dört kişiyi teyit edebildiklerini belirtiyor. Söylentilerden biri de içeride polisin yanı sıra 90’larda bölgeye kan kusturan JİTEM tarzı bir grubun operasyon yürüttüğü yönünde.
Bunun sadece Sur’da değil birçok yerde yaşandığı da dile getiriliyor. Bu iddiaları gazetecilik geçmişinin sonrasında CHP’den aday olan Naci Sapan’a sorduğumuzda söylentilerin bu yönde olduğunu, ancak gerçeğin öğrenilemediğini belirtiyor.
Bağımsız çalışan bir başka gazeteci de bu söylentilerden bahsediyor ve bir polisin dile getirdiği cümleyi örnek gösteriyor: “Bazen öyle polisler geliyor ki ben bile korkuyorum.”



