İktidarın bütün devlet kurumlarını ve hükümran gücün sivil ayaklarını toplumdaki her türlü aykırı sesi, eylemi, varlığı bastırmaya, susturmaya ve yok etmeye yönelik bir topyekûn mobilizasyonun araçları olarak kullanışına şahit oluyoruz. Bu, yakın tarihimizde hiç bilmediğimiz, görmediğimiz bir durum değil. Geçen 55 yıl içinde yaşadığımız açık veya örtük askeri darbeleri izleyen döneme birçok bakımdan benz
Çeteleşmiş güç odağının merkezi çalışıyor. 7 Haziran seçim sonuçlarının bir daha tekrarlanmaması, iktidarı paylaşmak hatta kaybetmek tehlikesinin gündeme bir daha gelmemesi için çabalıyor. Devletin tüm imkânlarını seferber etmekten fiili durumun üstünlüğüne dayandırdığı gücünü demokratik meşruiyeti alenen çiğneyerek kullanmaktan hiçbir şekilde geri kalmayacağını gösteriyor.
Önümüzdeki seçimlerde iktidarın ana teması, anlaşıldığı kadar, ‘ya bana iktidarı verin ya da topyekûn kaosa hazır olun’ olacak. 12 Eylül paşalarının hazırladıkları anayasayı referanduma sunarken yaptıkları şantajdan bir farkı yok bunun.